DERGİ

Aksiyon Olmazsa Olmaz

Tolga Adanalı

 Röportaj : Serhat Çelik


"Spor fotoğrafında aksiyon olmazsa, olmaz"

 

Foto muhabirliğinde 20 yılı geride bırakan Tolga Adanalı, son yıllarda spor fotoğrafı ağırlıklı çalışmaya başladı. Magazinden savaşlara, politikadan deprem, sel gibi doğal afetlere çok farklı alanlarda Türkiye ve Dünyanın pek çok bölgesinde foto muhabiri olarak görev yapan Depo Photos'un kurucularından Adanalı, son dönem spora yöneldi. Tolga Adanalı ile spor fotoğrafçılığı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

Uzun yıllar haber fotoğrafçılığı ağırlıklı çalıştıktan sonra seni spor karşılaşmalarında daha çok görmeye başladık. Nasıl başladı bu değişim ?

Biraz da zorunlu bir değişim oldu diyelim. Şartlar bu tarafa itti. Son 10 yıldır artan bir şekilde spor fotoğrafı çekiyorum. İzmir'de çalıştığım yıllarda haber merkezinde olmama rağmen ara ara kendi isteğimle, futbol ve basketbol maçlarına giderdim. Sporun foto muhabirliğinin en zor alanlarından birisi olduğunu düşünüyorum. Bir foto muhabirinin spor fotoğrafında iyi olabilmesi için uzun bir zaman gerekiyor. Futbol ve basketbol dışında çok sayıda olimpik branş var ve hepsi ayrı bir teknik ve bakış açısı istiyor. İlk, 2005'de İzmir Üniversite Oyunları'nda olimpik branşlarla tanıştım, ardından Anadolu Ajansı adına 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları'nı takip ettim. Çin'de geçirdiğim bir ay bana, uluslararası alanda spor fotoğrafçılığının nasıl yapıldığı konusunda büyük tecrübe kazandırdı.  Ankara'da çalıştığım dönemde de futboldan judoya çok sayıda spor olayını takip etme şansı yakaladım. Daha sonra AA New York Büro'daki 5 yıla yakın süren çalışma dönemim ,Hidayet Türkoğlu, Ömer Aşık, Mehmet Okur gibi Türk oyuncularının NBA'da zirvede olduğu döneme rastladı, dolayısıyla yüzlerce NBA maçına gittim. Türkiye'ye döndükten sonra AA'dan ayrılıp Depo'yu kurduk. Depo Photos, sporun içinde çok fazla var, özellikle futbol ana ilgi alanlarımızdan. Öte yandan geçen sezon final four ile birlikte Euroleague'in Türkiye'de resmi fotoğrafçısı oldum. Dolayısıyla basketbolda da tekrar yoğun olarak çalışmaya başladık. 

 

TSYD OLMASA HALİMİZ HARAP

NBA'da fotoğraf çekmek ile Türkiye'de basketbol çekmek arasında ne farklar var ?

Ana fark NBA 30 ortaklı bir şirket, Türkiye Basketbol Ligi ise federasyona bağlı . Tüm olayı farklılaştıran da bu. İlk başta şunu söyleyebilirim,  çok fazla kural var NBA'da. Fakat, bu kurallar sizin çalışma ortamınızı geren değil, rahatlatan kurallar. Çünkü sadece foto muhabirleri değil, kulüplerde, seyirciler de, diğer teknik personel de kendi kuralları içinde hareket ettiği için spor orada gerçekten bir eğlence kültürüdür. Türkiye'de de bu kurallar var fakat bizde kısmen uygulanabiliyor. Örneğin basketbolda pota altları foto muhabirlerine ayrılmıştır. Dünyada da bu böyledir, ancak Türkiye'de bu kural yarım işler.  Akrediteleri ve düzeni sağlayan TSYD olmasa halimiz daha harap olurdu eminim.  NBA'da her maçta bir sorumlu foto muhabiri vardır, diğer foto muhabirlerini de o kontrol eder ki kuralın dışına çıkılmasın. Bizde fanatizm ruhu da önde olduğu için basketbol karşılaşmaları, futbol gibi ev sahibi takımın rakibi ezmesi üzerine kurulu. İki takımın taraftarının da olduğu derbilerde kapıda polis yığılıyor, maçta herkes birbirine bozuk para, çakmak yağdırıyor, spor spor olmaktan çıkıyor. NBA'da bunun tam tersi bir atmosfer söz konusu. İki takım taraftarları birlikte oturur, ellerinde biraları ve cipsleri keyifle maç seyrederler. ABD'de spor bir sosyalleşme ortamıdır. Spor kültürü ve taraftar kültürü iki lig arasındaki ana farkı oluşturuyor. Benim için en ilginci ise, NBA'da maç sonrası soyunma odalarına giriş izni olması. Size verilen özel bir ''pass card'' ile maç sonu her iki takımın soyunma odasına da girip fotoğraf çekebiliyor, röportaj yapabiliyorsunuz. Aslında, en başta söylediğim gibi tüm bunların nedeni NBA'nın Türkiye'deki gibi federasyona bağlı bir lig değil de bir şirket olması. Her şey profesyonel olarak yönetiliyor. Kulüpler de bir yatırım şirketi dolayısıyla, onlar için organizasyondaki en önemli şeylerden biri tanıtımın iyi yapılması. Tanıtımı sağlayan ayaklardan biri de medya ve foto muhabirleri. Bu nedenle her imkanı kurallar çerçevesinde size sağlıyorlar. NBA'da fotoğraf çekmek bu sebeplerden dolayı bir keyif her zaman.

 

FİZİKEN VE ZİHNEN ÇOK YORUCU

Spor fotoğrafçılığını, foto muhabirliğinin diğer alanlarından farklı kılan nedir ?

Sporda sürekli bir aksiyon var, aksiyonu yakalamak daha fazla konsantrasyon gerektiriyor. Sporda hep bir yetiştirme derdi var ve mücadelenin bitiş düdüğüne kadar yüksek konsantrasyon isteyen bir iş. Spor fotoğrafı içinde dikkat edilmesi gereken çok fazla dinamik var. Futbol maçı üzerinden gidersek, bir kere maça gittiğinizde o haftanın gündemini çok iyi biliyor olmanız lazım ; teknik direktör ön planda olabiliyor  veya bir kulüp başkanı ya da adayı maça gelecek olabiliyor ve koca tribünde onu bulmanız gerekiyor. Bu sırada maçtaki enstantaneleri kaçırmamanız, gol olursa saniyeler içinde gol sevincini çekmeniz lazım. Bir taraftan da fotoğraf geçmek için zamanla mücadele ediyorsunuz.  Şimdi gazetelerden çok,  gazetelerin internet sitelerini, bir ajansa çalışıyorsanız aboneniz olan haber sitelerini veya kulübün fotoğrafçısıysanız kulübün web sitesini, sosyal medya hesaplarını düşünüyorsunuz. Başlama düdüğüyle birlikte yanınıza bilgisayarı açıp fotoğraf geçmeye başlıyorsunuz. Maç,  22 futbolcu, 5 hakem, seyirciler, yöneticiler, teknik direktör, yedek kulübesi gibi takip etmeniz gereken çok sayıda dinamik var. Spor fotoğrafçıları sadece fiziken değil zihin olarak da çok fazla yoruluyor sonuç olarak. 

 

Bir spor foto muhabiri ne tür bir ekipmana sahip olmalı ?

Günümüzde spor muhabirinin ekipmanı 20 yıl öncesine göre daha da genişledi. İstanbul'da bir futbol maçına giden foto muhabiri ağırlıklı 2 fotoğraf makinesiyle maça geliyor. Laptop, wi-fi internet cihazı, eternet kablosu, kart okuyucu ve yedek kartlar çantada mutlaka olanlar.  Şampiyonlar Ligi, derbi gibi önem seviyesi daha yüksek maçlarda foto muhabirleri kale arkasına geniş açılı uzaktan kumanda ile çalışan bir fotoğraf makinesi de yerleştiriyor. Aynı sistemi basketbol maçlarında izin alınması durumunda potaya veya ''catwalk'' denilen salon üstündeki yürüme yollarına da kurabiliyoruz. Farklı açılardan çekerek alternatif bakış açıları oluşturmak bizim için önemli. Tabi bunların hepsi spor fotoğrafçılığında yükü artırıyor. 13-15 kilo arası çantalarla maça gidiyoruz.

 

ANA HEDEF GOL SEVİNCİNİ ÇEKMEK

Spor karşılaşmalarında ne tür fotoğraflar önemli ?

Her spor karşılaşmasında farklı açılar öne çıkıyor, ama ortak noktası tabi ki aksiyonu en detaylı ve temiz şekilde yakalamak. Bir yüzme yarışında yüzücünün suyla olan ilişkisini öne çıkarırsınız, güreşte iki sporcunun minderdeki hırsını yansıtmaya çalışırsınız, tenis maçında topa vurmak üzere olan tenisçinin ifadelerini yakalamak istersiniz veya futbolda ikili mücadelede ayakların veya kafaların birbiriyle buluşmasını detaylarıyla vermeye çalışırsınız. Spor fotoğrafında aksiyon olmazsa olmaz. Ama döneme göre farklı açılar ortaya çıkabiliyor. Futboldan gidersek yine, 90'larda foto muhabiri kale arkasında beklerdi ve gol anını çekmeye çalışırdı. Şimdi ise daha çok büyük lenslerle korner direklerinin oraya yığılmış foto muhabirlerini görüyoruz. Ana hedef gol sevinci çekmek. Çünkü talep gol sevincine var son dönem. Mücadele anında sizin olamayacağınız bölgelere yerleştirilen, uzaktan kumandayla çekilmiş kareler de farklı bir perspektif sağlıyor. 

 

 

Tolga Adanalı Kimdir ?

1976 doğumlu  Tolga Adanalı,  TED'deki lise eğitiminin ardından , Ege Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  ABD'de School of Visual Arts Üniversitesi'nde fotoğraf üzerine yüksek lisans yapan Adanalı,  gazeteciliğe 1997'de İzmir'de Yeni Asır Gazetesi'nde başladı. Yeni Asır, Hürriyet Gazeteleri'nin İzmir bürolarında foto muhabiri olarak çalışan Adanalı, daha sonra Anadolu Ajans'ına geçti.  A A'nın İzmir, Ankara, İstanbul ve New York ofislerinde uzun yıllar görev yaptıktan sonra,  2012'de yayın hayatına başlayan Depo Photos Fotoğraf Ajansı'nın kurucu ortakları arasında yer aldı.  Foto muhabirliğinde çatışma ortamlarından politikaya hemen her alanda görev yapan Adanalı, iyi derecede İngilizce ve Fransızca biliyor. 

ONLINE BAŞVURU

Kategori

Fotoğraf Alt Yazısı

Çalıştığı Kurum

Fotoğrafınızı yükleyiniz

*jpeg

ÜYE GİRİŞİ

E-mail

Parola

Şifremi Unuttum

ÜYE OLMAK İÇİN BİLGİLERİ DOLDURUNUZ

Ad

Soyad

Çalıştığı Kurum

Telefon

E-mail

Parola