Giriş Yapılmadı (Giriş)

Vanilla 1.1.8 bir Lussumo ürünüdür. Detaylı bilgi: Döküman, Lussumo Topluluğu.
Türkçe Çeviri : Engin Yazılan

    •  
      CommentAuthorrizaozel
    • CommentTime29 07 2009 düzenlendi
     
    Full
    BASININ GERCEK EMEKÇİLERİ
    Emin ÇÖLAŞAN

    Gazetecilik mesleğinde 30 yılı devirdim! Bu süre içerisinde pek çok ilginç olay yaşadım, gazetecilikte her kesimden belki binlerce kişiyi az veya çok tanıma olanağı buldum.

    Bizim meslekte ekmek parasını alnının akıyla, alın teriyle, koşturarak kazanan ve bu açıdan bence en başta gelen bir kesim vardır. Onların kaytarma lüksü yoktur çünkü her biri, izledikleri veya gittikleri her olay sonrasında büroya somut bir şey getirmek zorundadır.
    Fotoğraf.

    Onlar foto muhabirleridir.

    Basının çilekeş mensuplarıdır.

    Her işe onlar koşar. Trafik kazası, cinayet, yaralama, baskın, firar, defile, basın toplantısı, Meclis kürsüsü, aklınıza ne gelirse!..
    Defileye falan gidip izlemek işin en güzel yanıdır ama böyle işler az çıkar. Foto muhabirleri genelde kritik olayları kovalar. Hem de saatlerce.

    "Bugün yürüyüş var, git izle. Bitene kadar oradan ayrılma."

    "Cinayet olmuş, aman iyi resim getir."

    "Adliyede çete davası var, sakın atlama."

    Bizim büroda bazen dayak yiyen foto muhabiri arkadaşları görürüm. Örneğin adliyede iki aile kapışmış, bizim arkadaş fotoğraf çekeyim derken iki tarafın da saldırısına uğramış, vücudu morarmış, bazen gözü şişmiş, ceketi gömleği yırtılmış durumda gazeteye gelir.

    Cinayet olmuştur, polis olay yerinde foto muhabirlerini kovalar. Gün gelir polisten bile dayak yerler.

    Yaz günleri güneşin altında, kışın soğukta saatlerce ayakta bekleyen, fotoğraf çekerken kovalanan, hakarete uğrayan arkadaşlarımız da onlardır.

    Onları hep basının gerçek emekçileri olarak gördüm.

    Bazen kargaşada, tek servetleri olan makineleri kırılır. Foto muhabiri arkadaşlarımızın bu konuda yaşadığı sıkıntıya, çektiği üzüntülere bire bir tanık olduğum çok zamanlar olmuştur.

    Hepsinin amacı aynıdır:

    Gittikleri işte en iyi görüntüyü yakalamak.

    Beklentileri de çok basittir:

    Çektikleri fotoğraf ertesi gün gazetede çıksın. Ayrıca fotoğrafın altında, çekenin ismi olsun.

    Ne yazık ki, çoğu zaman beklentileri gerçekleşmez. Örneğin arkadaşımız fotoğraf çekmiştir, çok iyi bir fotoğraftır ama İstanbul Yazıişleri onun ismini, bizim meslek deyişiyle imzasını, fotoğrafın altına koyma zahmetine katlanmamıştır.

    Bazen de kafama bir soru takılır. Örneğin yerde yaralı bir adam yatıyor ve olay yerinde bir foto muhabiri. Onun açısından ortada iki seçenek var.

    İlki koşup ona yardım etmek, ambulans çağırmak...

    İkincisi ise yerde yatan kişiye sadece bizim meslek açısından yaklaşıp bol bol fotoğraf çekmek.

    Hep düşünürüm:

    Orada ben olsam acaba hangisini yapardım?..Ve karar veremem.

    Gazetecilik yaşamımda herhalde yüzlerce foto muhabiri tanıdım. Onlardan her zaman saygı ve sevgi gördüm. Ben de onları hep sevdim ve saygı gösterdim.

    Basınımızın gerçek emekçileri...

    En düşük ücretle çalışan ve en zor işleri yapan meslekdaşlarımız.

    Tüm foto muhabirlerinin ellerine, yüreklerine sağlık.