Gazetecilikte bazen bir kare fotoğrafın anlattığını binlerce sayfayla anlatamazsınız. Bin haber yazsanız bile o bir kare fotoğraftaki habere ulaşamazsınız.
Fotoğraftaki haber tekzip edilemez. Belleklerden silinmez. Yüz yıl geçse bile haber değerinden bir şey kaybetmez. İnsanlığın belliğine kazınmış haberlerin çoğu bir karelik fotoğraflardır.
“O an”ları ise ancak bir foto muhabirinin gözü fark eder.
Eğer foto muhabirinin gözünü bağlarsanız, sansürün en ağırını uygulamış olursunuz. Foto muhabirinin özgür olmadığı yerde basın özgür değildir.
Son dönemde Ankara’da foto muhabirlerinin gözü bağlandı. Adı konmadan sansürün en ağır biçimi uygulamaya sokuldu.
Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Başbakanlık’ta görev yapan foto muhabiri meslektaşlarımız, görev yerlerine sokulmuyor. Sadece Başbakanlık’ta bazı programlara bir fotomuhabiri alınıyor. Bu istisna da ilkeyi bozmaz. Bu istisna sayılmazsa AA ve TRT dışında bu alanlar foto muhabirlerine kapalı. AA ve TRT’de çalışan meslektaşlarımızın mesleki yeteneklerinden kuşkumuz yok. Ancak, mesleki rekabetin ortadan kaldırılması, farklı gözün yasaklanması ve nihayet “devlet gözü” ve “devlet tercihi”yle fotoğraf ve görüntü servisi yapılması karşısında özgür gazetecilikten söz etmek mümkün değildir.
Bu uygulama basın özgürlüğüne aykırıdır. Anayasa’da yer alan “basın hürdür sansür edilemez” hükmü karşısında bir ihlaldir.
Fiziki koşulların zorunlu kılması halinde olayı izleyecek gazeteci sayısının sınırlandırılması anlayışla karşılanabilir ve bu uygulamanın dünyada da örnekleri vardır. Ancak, olayı izleyecek olanlar yine kamu görevlisi olmayan foto muhabirleri ve kameramanlar arasından seçilmelidir. Olayı foto muhabirinin gözü izlemelidir. Basın özgürlüğü bunu gerektirir.
Bu gerçek karşısında Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Başbakanlık’ta sansür niteliğindeki uygulamanın bir an önce kaldırılması gerekmektedir. Gazetecilik faaliyeti, idarenin kontrolünde bir faaliyet değildir. Gazeteciye her türlü müdahale sansür niteliğindedir. Bu yasaklamaların, koruma veya diğer güvenlik görevlilerinin, foto muhabirlerinin makinalarını zor kullanarak almasından farkı yoktur.
Basın her rejimde vardır. Ancak özgür basın sadece gerçek demokrasilerde vardır. Basının özgür olmadığı rejimlerde gerçek demokrasi de yoktur.
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, TBMM Başkanı Sayın Köksal Toptan ve Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan’ın, foto muhabiri ve kameraman meslektaşlarımıza uygulanan bu sansürün bir an önce kaldırılmasını sağlamaları ve demokrasimizi bu ayıptan kurtarmaları gerekir.
Tüm meslek kuruluşlarımızın da foto muhabirlerinin gözünü bağlayan bu uygulama karşısında yetkililer nezdinde harekete geçmeleri ve kamuoyunu aydınlatmaları da görevleridir.