Giriş Yapılmadı (Giriş)

Vanilla 1.1.8 bir Lussumo ürünüdür. Detaylı bilgi: Döküman, Lussumo Topluluğu.
Türkçe Çeviri : Engin Yazılan

    •  
      CommentAuthorrizaozel
    • CommentTime29 07 2009
     
    Full
    Türk basınının dünü ve bugünü!

    Mehmet Şehirli - Sözcü Gazetesi Yayın Danışmanı

    1867 yılında bir kararname yayınlandı…
    Adı, Ali Kararname…
    Dönemin padişahı Sultan Abdülaziz, bu kararname ile aynı zamanda hükümete gazete kapatma yetkisi de vermişti.
    Dönemin hükümeti, aleyhinde haber yapan gazeteleri kapatıyor, şakşakçılığını yapanlara ise prim veriyordu.
    Bu kararnamenin tek amacı vardı,  o da basın yoluyla hükümet aleyhtarı fikirlerin yayılmasını önlemekti.
    Aradan tam 142 yıl geçmiş…
    Şimdi bu günkü duruma bakıyoruz…
    Görsel medyanın başında RTÜK diye bir kurum var.
    Ne iş yapıyor?
    Televizyonları, radyoları denetliyor. Kafasına göre cezalar tayin ediyor. Yaptırımlarda bulunuyor.
    Hükümetin kontrolünde olan bir başka kuruluş çıkıyor ortaya…
    Kısaltılmış adı TMSF…
    Uzun adı ise, Tasarruf  Mevduatı Sigorta Fonu…
    Borçlu olan medya patronlarının televizyonlarına, gazetelerine el koyuyor.
    Sonuç?
    Daha sonra bu televizyonlar, devlet bankalarından sağlanan 700 bin dolar kredi ile başında Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın damadının bulunduğu kuruluşlara peşkeş çekiliyor.
    Üstelik Katar’dan gelen 350 milyon dolarla birlikte gazete ve televizyona 1.1 milyon dolar ödemesi gereken zat-ı muhteremin cebinden tek kuruş bile çıkmıyor.
    Havadan gazete ve televizyon sahibi oluyor.
    Amaç; “yandaş'' medya grubu oluşturmak.
    Büyük ölçüde başarılı da oluyorlar.
    Ardından, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ı takip eden 7 gazeteciye akreditasyon yasağı geliyor.
    Kim bu gazeteciler?
    Vatan Gazetesi’nden Veli Toprak, Milliyet Gazetesi’nden Abdullah Karakuş, Hürriyet Gazetesi’nden Turan Yılmaz ve Hasan Tüfekçi, Star Televizyonu’ndan, Fatma Çözen, Akşam Gazetesi’nden Ali Ekber Ertürk, Evrensel Gazetesi’nden Sultan Özer.
    Suçları ne?
    Tarafsız ve doğru habercilik yapmak?
    Akreditasyon yasağı getirilen Hürriyet gazetesi muhabiri Hasan Tüfekçi, son olarak Erdoğan’ın Kocatepe Camisi’nde kitap fuarını gezdiği sırada çektiği fotoğrafla gündeme gelmişti. Erdoğan, Deniz Feneri Derneği’nin standı önünde görüntüsünü almak isteyen Milliyet ve Hürriyet muhabirlerine tepki göstermiş ve Tüfekçi’yi, “Sen çok akıllısın, ben senin aklını biliyorum. Terbiyesizlik etme, çekil kenara'' diye azarlamıştı.
    Star TV muhabiri Fatma Çözen, Başbakanlık Basın Merkezi’ndeki hırsızlık olaylarını haber yaptığında, “Başbakanlık çalışanlarını zan altında bıraktığı'' gerekçesiyle Beki’nin hedefi olmuştu.
    Vatan gazetesinden Veli Toprak, Abdüllatif Şener’in AKP hakkında açılan kapatma davasından 9 ay önce Erdoğan’ı uyardığını haberleştirmişti.
    Arkadaşlarımız yaptıkları tarafsız ve doğru haberciliğin bedelini, akreditasyon yasağına uğrayarak ödediler.
    Bitti mi?
    Hayır bitmedi.
    Başbakan Recep Tayip Erdoğan, “Bu gazeteleri almayın'' diyerek kendisine karşı olan medya organlarını hedef göstererek adeta cezalandırdı.
    Şimdi sizlere soruyorum?
    Türkiye’nin 142 yıl önce yayınlanan “Ali Kararname'' döneminden bu yana ne değişmiş?
    Koskoca bir hiç…
    Peki aradaki fark ne?
    AKP hükümetinin “Ali Kararname'' yayınlamadan gayri resmi olarak bu işi kotarması…