Giriş Yapılmadı (Giriş)

Vanilla 1.1.8 bir Lussumo ürünüdür. Detaylı bilgi: Döküman, Lussumo Topluluğu.
Türkçe Çeviri : Engin Yazılan

    •  
      CommentAuthorrizaozel
    • CommentTime29 07 2009
     
    Full
    Fotoğraf Belleğin Işığıdır

    Mustafa BALBAY - Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi

    Hoştur söylemesi, 80 kadar ülke dolaştım. Bunun yaklaşık yarısı görevim gereği resmi-yarı resmi gezilerle oldu. Öteki yarısında da aldım sırt çantamı, ülke ülke dolaştım.

    Resmi gezilerde ülkeleri tanımak çok zor; havaalanı, havaalanının VIP salonu, 5 yıldızlı otel ve devlet başkanlığı sarayı... Bu koskoca bir sofrayı cam fanusun arkasından izlemek gibi birşey.

    Sırt çantasıyla dolaştığım ülkelerde ise görmenin, tanımanın, fotoğraf çekmenin tadına diyecek yoktu. Yazı aramızda, 5 bin karelik dünya şehirleri fotoğraf arşivi yaşamımın en önemli zenginliklerinden biridir. Fotoğraf sanatçısı değilim. Ama her gazetecinin yapması gereken kadar elim deklanşöre gider. Hele dış gezilerde elim deklanşörden ayrılmaz desem yeridir.

    Hani çok yaşayan değil, çok gezen bilir derler ya, çok gezmenin de tek başına bir anlamı yok. Eğer o geziden birşeyler aldınızsa, dağarcığınızda birşeyler biriktirmişseniz ve en önemlisi bunları insanlarla paylaşmışsanız gezmenin, görmenin anlamı var.

    Daha önce hiç gitmediğim ülkelere ayak bastığımda bir garip hissederim kendimi. O ülkenin başkentinin sokaklarında dolaşırken şöyle düşünürüm:

    “Oğlum Balbay, Türkiye’de, Ankara’da, Kızılay’da yürürken insanlar durdurur seni. Ülkenin halini sorar ya da bir sorunu gazeteye aktarmayı ister... Bak işte burada hiç tanınmadığın bir ülkedesin. Yaşam böyle birşey işte. Çevrenden gelip geçen insanlar için bir yabancısın, o kadar.”

    O an kendimi okyanusta minicik bir nokta gibi hissederim...

    Ama gezimi tamamlayıp Türkiye’ye dönünce o ülkeye ilişkin anılarımı tazeleyince çektiğim fotoğraflara bakıp geziyi yeniden, yeniden yaşayınca okyanus sığmaz içime... Sanki gittiğim ülke içime sığmıştır, belleğimle, kalbimin arasında gidip geliyordur.

    Hele aradan yıllar geçip anıları yeniden tazeleyince bu kez coğrafyasal büyüklüğe zamansal derinlik de eklenir... Unutamadığım deklanşör basımları arasında Pablo Neruda’nın Şili’deki evi ilk sıradadır. San Diego Üniversitesi öğrencilerinin sürekli diri tuttuğu evde kaç kez deklanşöre bastığımı anımsamıyorum. Neruda’nın çalışma odası, Nâzım Hikmet ile birlikte çektiği resimlerin bulunduğu bölümler, Neruda’nın dünyanın dört bir yanından getirdiği eşyalarla dolu anı odası...

    Bir başka deklanşör sefam Ümit Burnu’ndaydı. Güney Afrika’nın yasama başkenti Cape Town’dan yola çıkıp 100 kilometre kadar gidince önce maymunlar karşılamıştı beni. Hani bizde sokak kedileri, köpekleri neyse Güney Afrika’da da onlar. Tabii resim çekmeye yolda maymunlarla başladım. Ümit Burnu’nun ucunda da iki okyanusun birleştiği noktada deklanşöre bastım da bastım...

    Haa, bir de Güney Afrika’nın jakaranda ağaçları var. Eylül başında gittinizse bu bölgenin ilkbaharı. Ağacın dibine oturup gökyüzüne baktığınızda pembe çiçeklerle dolu uçsuz bucaksız bir derinlik size seslenir:

    Fotoğraf makinam ne güne duruyor!

    En çok hüzünlendiğim yerlerin başında ise Kerbela geliyordu. 1992’de, 1. Körfez Savaşı’nın 1. yılında, iç savaşın hemen sonrasında gitmiştim Kerbela’ya. Yıkık duvarlara, yüzlerce kurşunun işlediği binalara baktıkça hüzünlenmiştim:

    Kerbela kerbelaya dönmüş!

    Bir de Hiroşima... Atom bombasının patladığı yer. Barış Parkı haline getirilen bölgede iki insan boyu bir yükseltiyi görüyorsunuz, şu bilgiyi veriyorlar:

    “Burası atom bombası patladıktan sonra hızla bölgeye gelen ve ilk müdahaleleri yaparken radyasyon alıp ölen 20 bine yakın sağlık görevlisinin mezarını temsil ediyor.”

    Öteki mezarları saymayayım.

    Auschwitz kampı Hiroşima’nın üstüne ağır gider, geçelim...

    Ya o Tuna yolculuğu... Yağmurlu günlerde başka, güneşle birlikte Tuna ve kıyısındaki yeşillikler danseder gibidir. Boşuna yazmamışlar Tuna valsini...

    Bütün bu gezilerden arta kalan anılarımın başlıca aydınlatıcısı fotoğraflardır. Fotoğraf yaşamın durmuş bir anını göstermez; o anı ölümsüzleştirir!