“Haksız rekabete son, resmi görüşmeler tüm basına açılsın”
Okurlar, artık gazetelerinde foto muhabirlerinin kimi zaman güldüren, kimi zaman da düşündüren fotoğraflarını daha az görmeye başladılar.. çünkü, Ankara’da foto muhabirliği yapmak, özellikle de siyaset foto muhabirliği yapmak giderek zorlaştı.
Bunun en temel nedeni Ankara gazeteciliğnin en uğrak makamları olan Türkiye Büyük Millet Meçlisi,Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık programlarının AA ve TRT kurumları dışındaki gazetecilere kapatılmış olmasıdır.
Kısa bir süre öncesine kadar, tüm foto muhabirlerine açık olan kabul, ziyaret ve programlar, artık basına veya görüntüye kapalı, çoğu zaman da sadece resmi ajans ve TV kurumu personelinin katılımıyla sınırlı yapılmaya başladı.
Öyle ki, resepsiyonlarda ve kapalı salon toplantılarında bile foto muhabirleri ve kameramanlar olayları, koruma görevlilerinin kontrolünde, uzaktan izlemeye mahkum edilmektedirler.
Böyle olunca da özellikle Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento’da görevli olan, yılların tecrübesiyle habere ve fotoğrafa farklı gözlerle bakabilen deneyimli foto muhabirleri ‘sansürlü’ konumuna düşürüldü. Sadece AA foto muhabirlerinin Başbakan, Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı’nın programına alınmaları yetmezmiş gibi, önce Başbakanlık, ardından Cumhurbaşkanlığı, son olarak TBMM Başkanlığı kendilerine özel fotoğrafçı tuttular.
Büyük çoğunluğu üniversite mezunu olan ve yabancı dil bilen, ellerinde binlerce dolarlık son teknoloji ürünü fotoğraf makineleri olan foto muhabirleri, başbakanlık önünde her türlü hava şartlarında beklemek zorunda kalmakta ancak Başbakanın tarihi görüşmelerini görüntüleyememektedirler.( Resmi karşılama törenleri dışında )
Tüm bunların yanı sıra Cumhurbaşkanı ve Başbakanın programları, kadroları anadolu Ajansı’nda gösterilen özel foto muhabirleri tarafından 24 saat izlenmekte ve “her türlü basına kapalı toplantıların” fotoğrafları bile bu foto muhabirlerinin imzasıyla servis edilebilmektedir. Bu uygulamanın geçmişte hiç örneği olmadığını anımsatmak ve “keyfiliğin” varmış olduğu noktayı gözler önüne sermek isteriz.
Başbakanlık bünyesinde yer alan Basın yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü yetkililerinin de bu tür toplantıların izlenmesi ve fotoğraflandırılması sürecinden tamamen dışlandıklarını görmek de ayrıca üzerinde durulması gereken bir durum olarak değerlendirilmelidir.
Profesyonel foto muhabirleri olayları izleme fırsatı bulamayınca bütün gazetelerde ve TV ekranlarında Devletin zirvesindeki önemli bir görüşme aynı fotoğraf kareleriyle izleyiciye ve okuyucuya yansımaktadır. Günde 2 ve daha fazla gazete alan veya okuyan kişi, aynı fotoğrafla, daha doğrusu “Foto-sansür” ile karşılaşmaktadır.
Bu uygulamadan Anadolu Ajansının bir şikayeti yok. Çünkü, tüm önemli olay ve toplantı görüntüleri, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nı izleyen foto muhabirleri aracılığı ile tüm programlardan medya’ya fotoğraf ve görüntü servisi yapıyor.
Foto Muhabirliğini meslek edinen bir çok gazeteci, önümüzdeki dönemde haksız rekabet ortamının çarkları arasında yok olup gitme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Sadece Foto Muhabirleri değil, kameramanlar da aynı tehdit ile karşı karşıya bulunmaktadırlar..
Çünkü kontrollü kameramanların ve foto muhabirlerinin çektiği görüntüler aynı saatte yayınlanan haber kuşaklarında gösteriliyor, gazetelerde yer alıyor.
Diğer yandan, tek ve resmi görüş açısından resim ve görüntünün gazetelere ve yayın kuruluşlarına sağlanması uygulaması aynı zamanda halkın haber alma temel hakkının da açık bir şekilde ihlalidir.
Bu sansürün ortadan kaldırılması için başta Türkiye Büyük Millet Meclisi,Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık olmak üzere tüm resmi kuruluşları göreve davet ediyor, foto muhabirleri arasında haksız rekabet ortamı yaratan uygulamalardan kaçınmalarını hem kamuoyunun sağlıklı bilgi alması açısından hem de ifade özgürlüğü açısından talep ediyoruz.
Dernek tarafindan yayinlanan bildirinin altina virgülünü bile degistirmeden kocaman bir imzami atarim. Anadolu Ajansindaki meslekdaslarimla benim oldugum gibi diger foto muhabiri arkadaslarin esit sartlarda bir sorunumuz yok..Son aylarda Basbakan ve Cumhurbaskanindan herhangi bir carpici karesinin (sadece AA nin oldugu görevlerde) tarihin altin sayfalarinda yer aldigini hatirliyoruz?Cumhurbaskanligi ve Basbakanlik Basin danismanlari enson ne zaman düsündüler "Foto muhabiri ve kameramanlar hangi yerden en iyi görüntüyü alabilirler? diye. Bu sorunun yanitini eminim hic olmustur. Foto muhabiri ve kameramanlarin duracagi yerleri ellerine hic fotograf makinesi almamis koruma polisleri karar veriyor. Dilegim en kisa zamanda profesyonel foto muhabiri ve kameramanlardan olusan tecrübeli bir ekip olusturarak Cumhurbaskanligi ve Basbakanlik Basin danismanlari ve koruma yönetimleri ile ortak bir calisma yapmasi ve fotograf icin dogru ortak noktalarin belirlenmesi.
Bu mesleği seçerken başına geleceklerden haberdar olan basın emekcileri, belki bizide anlayan olur kaygısıyla bu meslege devam etmemekdedir. belki birilerinin başınada hiç bir şeyde gelmemiştir gelmeyecektir. Bu bizim yaşamımızda hiç bir degişiklige yol açmamakdadır. Ama yaşam öyle derslerle doludur ki, o uzakdaki cok yakına gelir ve bir gün arkadaşın olur... Ve o gün geldigin de tarafsız bir o kadar da kendi gözüyle cekimiş görüntünün hasretine düşersin ama o zaman işler degişirse ve gazete iş verenleri işin kolay tarafından aldıgı fotograflar sıradanlaşırsa şasırma... Biraz degil geçekden saygı çünkü görsel tarihimiz gidiyor.
Değerli foto muhabiri arkadaşlarım; Hepimiz uzun senelerden beri bu mesleği onurla ve olağanüstü zor koşullarda yapmaya çalışıyoruz.Kimilerimiz gazete ve dergiler deki fotoğraflarıyla kimlerimizde omuzlarındaki 17 kiloluk kameralarıyla olayları tüm açıklığı ile kamuoyuna sunmaya çalışıyor.Sosyal haklar ve mesleği devam ettirebilmek yakın bir zamanda ortadan kaldırılacak.O zaman mı seslerimizi kamuoyuna duyuracağız.Ya da ''''''''Bana dokunmayan yılan bin yaşasın''''''''edebiyatına devam mı edeceğiz.?Unutmayın Atı alanlar Üsküdar''''ı geçmek üzere.Herkese selam ve sevgiler
Sevgili meslektaşlarımız. Türkiye Foto Muhabirleri Derneği'''' nin yaptığı bu açıklamanın altına Profesyonel Haber Kameramanları Derneği olarak imza atıyoruz. Özellikle son zamanlarda artan bu uygulamanın halkın haber alma özgürlüğünün engellenmesi yanında birçok arkadaşımızın da artık işsiz kalma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini de ilan ediyoruz. Habere kendi bakışını ve yorumunu katan biz kameramanlar ve foto muhabirlerinin bu uygulama karşısında sadece bu tür açıklamalarla yetinmeyip gerekli fiili girişimlerde de bulunması gerektiğine inanıyoruz.Bizce herbirisi sanatcı ruhuna sahip arkadaşlarımızın özgür vizörlerinin engellenmesini kınıyoruz.Bu uygulamanın kaldırılması içinde tüm meslek örgütlerinin bir araya gelip gerekli girişimleri yapmasını istiyoruz PROFESYONEL HABER KAMERAMANLARI DERNEĞİ ADINA DURAK DOĞAN
Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü foto muhabirliğinden emekli olan birisi olarak bu dönem takınılan tavrı şiddetle protesto ediyorum. BYEGM 1950 yılından beri devletin resmi görsel arşivini tutmuştur. Ne yazık ki bu dönemde gazetelerden getirilen arkadaşlara önce Anadolu Ajansı kimliği, sonra da resmi fotoğrafçı kimliği(?) verilmiştir. Hepsi arkadaşımız, ancak yöntem yanlıştır. Bu benim görüşüm olup sadece beni bağlar...
Bu uygulamanın uzun süreli olacağını sanmamakla beraber, uygulamayı protesto anlamında bir eylem örgütlenmesi gerektiğini düşünüyorum. İzmirli bir foto-muhabir olarak bu sansürü şiddetle protesto ediyorum.
Gazeteci arkadaşlarımın "FOTO-SANSÜR" nedeniyle, önümüzdeki dönemde haksız rekabet ortamının çarkları arasında yok olup gitmesine göz yumamayacağım. Bu uygulamanın getirdiği "KEYFİLİGE" son vermek için her oluşumda görev almaya hazırım. Tüm arkadaşlarımı bu onurlu FMD çatısı altında örgütlenmeye davet ediyorum. Seygılarımla, Sedat Yılmaz.
Türkiye Foto Muhabirleri Derneği''nin yaptığı açıklaya yürekten katılıyorum.
Önce Başbakan izlerken bu olayları yaşıyorduk. Şimdi Cumhurbaşkanlığı ve diğer kurumlarda bunu izlemeye başladı. Örneğin en son CHP de yaşadık.
Anayasa Mahkemesi Başkanı''nın ziyaretinden bizlere görüntü aldırılmazken, partinin kendi fotoğrafçısı ve Anadolu Ajansından gelen arkadaş çağrılarak görüntü aldırıldı.
Böylece çalışma alanlarımız iyice kısıtlanır oldu. Fotoğrafa kendi bakışını ve yorumunu katan biz Fotomuhabirleri''nin bu uygulama karşısında sadece bu tür açıklamalarla yetinmeyip gerekli fiili girişimlerde de bulunması gerektiğine inanıyorum.
Sesimizi duyurmak için neler yapabiliriz''i düşünmemiz ve çıkış yolu bulmamız gerektiğine inanıyorum. Bunun içinde tüm meslek örgütlerinin bir araya gelip gerekli girişimleri yapması gerekiyor sanırım.
FOTOĞRAF EN ETKİLİ İLETİŞİM ARAÇLARINDAN BİRİSİDİR.
YAZILI BASIN İÇİN DE FOTOĞRAF VAZGEÇİLEMEZ BİR ANLATIM BİÇİMİDİR.
GAZETELER OKUYUCULARI İLE İLK BAĞLANTILARINI KISA MANŞET YAZILARI VE FOTOĞRAF ARACILIĞI İLE KURARLAR.
ULUSAL VE/VEYA YEREL BÜTÜN GAZETELER KENDİSİ ADINA ÇALIŞAN FOTOMUHABİRLERİNDEN GÜNÜN GELİŞMELERİ İLE İLGİLİ FOTOĞRAF BEKLERLER. FOTOĞRAF AJANSLARINDAN DA BU KONUDA DESTEK ALIRLAR.
BENCE İŞTE SORUN BU NOKTADA BAŞLIYOR. FOTOĞRAFA AMAÇLARI DOĞRULTUSUNDA YÖN VERMEK İSTEYEN KURUMLAR YA ETKI ALTINDA TUTTUKLARI KURUMLARIN FOTOMUHABİRLERİNİ YADA KENDİ ÖZEL FOTOĞRAFÇILARINI(BU METOD TELEVİZYONLAR İÇİN DE GEÇERLİDİR) KULLANARAK KAMUOYUNA KENDİLERİNİ İSTEDİKLERİ GİBİ YANSITIRLAR.
FARKLI BASIN YAYIN ORGANLARINDAN FOTOMUHABİRLERİNİ BU İŞE KARIŞTIRIP KENDİLERİNİN FARKLI ANLATILMALARINI İSTEMEMEKTEDİRLER. OKUYUCU ERTESİ GÜN BÜTÜN GAZETELERDE AYNI FOTOĞRAFI GÖRMELİ Kİ FARKLI BİR ANLAŞILMA ORTAYA ÇIKMASIN. BU DURUMA TEPKİYİ SADECE BİZ FOTOMUHABİRLERİ VE KAMERAMANLARIN GÖSTERMESİ DE YETMEZ.
BİZİM BAĞLI OLDUĞUMUZ KURUMLARIN DA FOTOMUHABİRLERİNE DESTSK OLMALIDIR.
BASIN YAYIN KURULUŞLARI KENDİ HEDEF KİTLELERİNE ULAŞMAK İÇİN KENDİ ÜSLUP VE YAYIN POLİTİKALARINI BENİMSERLER.
FARKLI DURUŞLAR FARKLI ANLATIM VE İFADELER DEMOKRASİNİN GEREĞİDİR, BUNA ÇOĞULCULUK DENİR.
BU ÇOĞULCU ANLAYIŞ İÇERİSİNDE ÇEŞİTLİ İDEOLOJİK VE SOSYOLOJİK İÇERİKTE YAYIN YAPAN ONLARCA GAZETE VE TELEVİZYON BULUNMAKTADIR. BUNLARDAN KİMİLERİ İKTİDARI ÖZÜMSEMİŞ KİMİLERİ İSE MUHALİF KALMAYI YEĞLEMİŞLERDİR.
İKTİDAR BAZEN DEMOKRATİK DAVRANIP MUHALEFETE SAYGI DUYMUŞ BAZEN DE İÇİNE SİNDİREMEMİŞ BASININ SESİNİ KESMEYE ÇALIŞMIŞTIR.
SONUÇ OLARAK HALK BU SANSÜR UYGULAMALARINDAN HEP YENİK OLARAK SAHADAN AYRILMIŞTIR.
BASIN BU KADAR ÇOK SESLİ OLMASAYDI GEÇMİŞTEKİ GİBİ OLSAYDI KARANLIKLARA KİM MUM TUTACAKTI??? KORKARIM Kİ VATANDAŞ ARTIK YOLSUZLUK HABERLERİ OKUYAMAYACAK, SAHTEKARLIĞIN FOTOĞRAFINI GÖREMEYECEK.
HER ŞEY TERS GİTSE BİLE ERTESİ GÜN GAZETELERDE PEMBE BİR TÜRKİYE SUNULACAK!!! ÜLKEMİN GÜZEL İNSANLARININ BİLGİ-BELGE(FOTOGRAF) ALMA HAKKINI ENGELLEYENLERİ BÜTÜM MESLEKTAŞLARIM ADINA KINIYORUM...
Gerçekleri yansıtmayan bu açıklamada birkaç kişi kastedilmektedir. Köşk ve Başbakanlık fotoğrafçıları.
Zira bütün kabul ve görüşmelere yapılan pool uygulamasına başbakanlıkta Anadolu Ajansı ile birlikte yabancı ajanslar, gazeteler ve Basın Yayın Genel Müdürlüğü de alınmaktadır, Cumhurbaşkanlığı’ndaki davet ve kabullere ise ayrım yapılmaksızın tüm ajanslar çağırılmaktadır.
Durum bu iken açıklamanın kastı nedir ? Köşk ve başbakanlık fotoğrafçılarının çektiği ___ÖZEL GÖRÜNTÜLERİ___ Anadolu Ajansı üzerinden servis edilmektedir.
Zaten gazetecilerin alınmadığı bu özel ortamlardan görüntüler, Türkiye’de en geniş yayın ağına sahip bir kuruluş tarafından sunulmaktadır.
Böyle bir uygulama olmasa kimsenin görmeyeceği fotoğraflar, yayın kuruluşlarına ulaşmaktadır. Bu sansür olamaz, olsa olsa liderlerin seçilmiş gözlerce izlenmesi olabilir ki bu uygulama tüm dünya da aynı şekilde kabul görmektedir.
30’un üzerinde ülkede başbakanı ve cumhurbaşkanını izledim, İran haricinde ABD’den Ürdün’e gittiğim bütün ülkelerde benzer uygulamalara tanık oldum. Pool uygulaması ne kadar yanlışsa, tokalaşan iki lideri fotoğraf çekebilmek yakışıksız bir şekilde birbiri ile güreşen gazetecilerin görüntüsü de o kadar çirkindir.
Peki pool uygulamasında ne çekiliyor? Genel olarak servise verilen bu fotoğraflara bakılınca şu görülebilir, __YAN YANA OTURAN İKİ KİŞİ VEYA TOKALAŞAN İKİ İNSAN___ Ben bir foto muhabiri olarak, soruyorum bu fotoğrafların benim mesleğime ne katkısı olabilir? Başkasını bilemem ama benim mesleğime katkısı bir hiçten daha az olabilir, ancak. Bana sıfır katkılı, pool uygulaması için Türkiye’de yaşanan memnuniyetsizlik niçin yurt dışında başbakan, cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanlığı gezilerinde gösterilmiyor.
Çünkü, yurt dışı gezilerinde keyif yapılırken, bütün kabul ve görüşmeleri pool olarak izleyecek bir angaryacı vardır herkesin gözünde; Anadolu Ajansı foto muhabirleri.
Rahatsızlık ajansın servise koyduğu fotoğraflar nedeni ile tüm gazetelerin benzer fotoğraflarla yayın yapması ise şunu soruyorum, elden ele uçan disketlerden alınan fotoğrafların altına imza atmak ne kadar etiktir.
Bir kişinin çektiği fotoğrafı paylaşıp altna pervasızca atılan imzalar ve ertesi gün 5 - 6 gazetede aynı fotoğrafın başka imzalarla basılması ne kadar doğrudur.
Her şey bir yana KEŞKE AYNI DUYARLILIK, YIPRANMA HAKKININ KALDIRILMASI, KIDEM TAZMİNATLARININ UÇUP GİTMESİ, SENDİKASIZLIK, SİGORTASIZLIK GİBİ KONULARDA DA GÖSTERİLSEYDİ.
Son bir soru sormak istiyorum. Madem ki bir sıkıntı var neden böyle bir açıklama yapılmıştır da çözüm yolu aranmamıştır?
Neden, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği yönetimi başbakan veya cumhurbaşkanı ile görüşmemiş, bu pool fotoğrafların internetten örneğin FTP üzerinden herkesin kullanımına açık şekilde paylaşımı istenmemiştir? Sonuçta bu meslekte öğrendiğim en önemli şey dert yanmamak çözüm bulmaktır. Böyle bir açıklamada Türkiye Foto Muhabirleri Derneği ismini görmek beni üzmüştür. Saygılarımla. Rıza ÖZEL
Merhaba, Genellikle bu tip olanakları kullanarak yapılan tartışmalarda bir tribün mantığı vardır:
Konuya taraf olanlar ve olmayanlar sanki karşı karşıya gibidir, pek de yazının içeriğine bakılmaz, kimin yazdığı ve hangi tarafta olduğunun izi sürülür.
Oysa her yazı bazı doğrular içerir, bazı yanlışlar da içerebileceği gibi...
Benim yazacaklarımda da aksi olmayacak, tıpkı TFMD''nin ya da Rıza''nın yazısında olduğu gibi.
Bir başka dert ise şudur: Biz foto muhabirleri sorunlarımızı konuştuğumuzda anlaşamazsak ya bağırıp konuyu kapatır ya da küseriz ve tartışmayı terk ederiz.
Bazen de onun bunun adamı etiketini yeriz. Bu yüzdendir ki bir çok arkadaşımız hassas ya da tartışmalı konulara girmeyi, ''şimdi yok yere kırgınlık olmasın'' ya da ''başım ağrımasın'' diyerek istemez.
Ben ve aşağıda önceden yazan arkadaşlarımız bunu göze aldı. Ama yine de umuyorum ki bu yazı kimseyi küstürmez ve herkes kendine küçük bir pay çıkarır.
Umarım bu yazı tartışmaya birşeyler katar. Benim referans metnim Rıza''nın yazısı oldu. Oradan hareketle kendi bildiklerimi, eleştirilerimi ve tespitlerimi yazacağım.
İnşallah uzun bulunmaz ve okunur ve bir kez daha yinelemekte fayda var: Tartışmaya bir katkısı olur. Ve tabi daha da önemlisi çözüme de...
Rıza''ya katılıyorum: Bence de el sıkışma fotoğraflarının mesleki kariyerime hiçbir katkısı olamaz. Gazetede fotoğrafının çıkması tabi ki önemli bir tatmin kaynağıdır ancak mesleki başarının temel kriteri değildir. Gazeteye kocaman girmiş bir el sıkışma fotoğrafı değil küçük de olsa kullanılmış bir feature fotoğrafı olmalıdır mutluluk kaynağı foto muhabirinin.
Pool uygulamasının hiç bilinmediği de ortada. Rıza o konuya da değinmiş. Dünyanın başka neresinde var bilemem ama aynı fotoğrafın bence, onca değişik imzayla merkezlere gönderilmesi herşeyden önce o fotoğrafı çekene karşı yapılmış bir ayıptır.
Buna bir an önce son verilmesi gerekir. Düzenli bir sırayla girilecek poolda herkesin imzası sırayla tüm gazetelerde yayınlanabilir.
Bunu sağlamak için pool''un nasıl bir uygulama olduğu ve imza konusu TFMD tarafından gazetelerin yazı işleri çalışanlarına anlatılabilir. Fotoğraf için itişip kakışmak ayıptır. Ama bunu herkes ister istemez yapıyor. Ben de, konuya değinen Rıza''da, diğerleri de. Bu sadece foto muhabirinin karakteriyle ilgili birşey değil. Bunu alışkanlık edinen saygısız foto muhabirleri, kameramanlar tabi ki var ama mekan, koruma çemberi, ekipman, ışık vb. bir dizi olumsuzluklar da bu durumu tetikliyor.
Sorunlar çözüldükçe itişip kakışmalar da azalacaktır. Dünyanın her yerinde pool uygulaması vardır. Dünyanın her yerinde liderlerin özel fotoğrafçıları da vardır.
Ama dünyanın örnek alınması gereken hiçbir ülkesinde uygulama bizde olduğu şekilde değil.
Örneklerle ilerleyelim. Mısır''da Devlet Başkanı''nı, genellikle, sadece küçük bir grubun izlemesine izin verilir. Bu ekip fotoğrafları çeker, haberi yazar ve ulusal basına aktarır. Böylelikle hem haber üzerinde kontrol sağlanır hem de liderin güvenliği riske atılmamış olur.
Demokrasisinin neye benzediği çok da tartışılan Mısır''ı örnek almak sanırım bize yakışmaz. Rusya''da Putin''in fotoğrafçıları vardır. Her şeyi çekip dağıtan fotoğrafçılar değildir bu kişiler. Mesela Putin''i balık tutarken yarı çıplak çekerler ve fotoğraflarını Kremlin üzerinden herkese dağıtırlar.
Kremlin''in basının kabul edilmediği etkinliklerinde çalışır ve fotoğrafı basın merkezleri üzerinden servise koyarlar. İngiltere''de PA vardır. Türkçesi Basın Birliği. Bu birlik bir geziye bir foto muhabiri gönderir.
O tüm üye yayın organlarına gezi boyunca fotoğraf servisi yapar. Ama 10 numaranın yani başbakanın evinin önünde herkes fotoğraf çeker, içeriye ise sırayla girilir.
Özel fotoğrafçı bildiğim kadarıyla yoktur, varsa da servis yaptığını görmedim.
ABD bence en örnek alınması gereken örnektir. Beyaz Saray fotoğrafçıları sürekli başkanın yanındadır ve fotoğraf çekerler.
Ama her rutini ajanslara vermezler. Özel fotoğraflarını verdiklerinde de tüm önde gelen ajanslara fotoğraflarını yollarlar.
Şimdi bu ABD örneğinden yola çikarak bize bakalım Rızacığım: Anadolu Ajansı foto muhabiri olarak senin olduğun yerde her zaman Başbakan''ın bir fotoğrafçısı da var ve o da fotoğraf geçiyor. Sen hiç AP, Reuters, Getty ve AFP''nin olduğu yerde Bush''un Beyaz Saray fotoğrafçısı tarafından aynı anda başka açıdan çekilen fotoğrafını gördün mü?
Rıza, sen hiç dünya üzerinde, 7 Mart 2008 akşamı Çankaya Köşkü''nde yaşanan örneğe benzer bir olay gördün mü? Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül''ün Talabani''yi kabulünde herkes, AA dahil, bir açıda; özel fotoğrafçı daha avantajlı bir açıda. Atlatma mantığıyla fotoğraf çekiliyor, hemen geçiliyor ve ertesi gün tüm gazetelerde o fotoğraf yayınlanıyor. Bu doğru mu?
Bu doğruysa ve bu fotoğrafçı A.A. çalışanıysa, Hamza''ya ne gerek var? Nasılsa Murat''ta orada Kayhan''da orada. Bari Hamza''yı yormayalım. Yok! Bu arkadaşlarımız Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın fotoğrafçılarıysa o halde servisi şifreli bir internet sitesi üzerinden tüm medyaya ya da tüm ajanslara yapsınlar.
Biliyorum ki aynı geceden fotoğraf talebinde bulunanlar oldu ve onlara da fotoğraf verildi ama aynı fotoğraflar değildi. Daha iyisi ya da benzeri de değil.
Cumhurbaşkanı benim ve hepimizin Cumhurbaşkanı, Başbakan benim ve hepimizin Başbakanı ama fotoğrafçıları Anadolu Ajansı''nın fotoğrafçıları.
Sana biraz yanlış gelmiyor mu bu durum Rıza. Ya da sen aynen bu yaşananları başka bir ülkede gördüysen orası neresi Rıza?
Şimdi Rızacığım kafam karışıyor sen bana yardım et toparlayayım. Bu arkadaşlarımız özel fotoğrafçıysa neden hepimize fotoğraf vermiyorlar, yardım etmiyorlar.
Yok A.A. fotoğrafçılarıysa neden onların olduğu yerde siz varsınız? Hem zaten kariyerimize birşey katmayacak fotoğraflar çekip durmuyorlar mı? Bu kadar çok ve bu kadar anlık fotoğraf servisi yapan ve bunu da sadece ülkesinin resmi ajansı üzerinden geçen hangi ülke devlet ya da hükümet başkanı fotoğrafçısı var gerçekten merak ediyorum.
Ne olur biri bana anlatsın.
Rıza keşke olaya gazetelerde yayınlanan A.A. fotoğraflarının artan sayısı olarak bakabilseydik basitçe. Çok mutlu olurduk. Eminim olanlar vardır! Ama etrafta A.A.''nın editoryal bağımsızlığını kaybetmekte olduğundan yakınıp üzülenler de var Rıza! Bu da başka forumun tartışma konusu olsun.
Ben bu konu üzerine sohbet ederken hep, ''eminim bu durumdan Rıza, Fırat, Tolga ve Bülent kesin rahatsızdır'' derdim. ''Sistem Kayhan''ın Yasin''in olduğu yerde olmalarını anlamsız kılıyor'' diye düşünürdüm.
Sistemin savunmasını da kişisel olarak değil ama titri itibariyle Abdurrahman''ın yapacağı kestirmesinde bulunurdum. Demek ki yanılmışım. Ama iyi oldu, bu vesileyle iki kelam ettik.
TFMD''nin değerli yöneticileri kaygılanmayın bence. Kimse işini bu yüzden kaybetmeyecek çünkü bizlere hep ihtiyaç olacak. Ve Rıza''ya lütfen kulak verin. Randevu alın. Hep birlikte yetkililerle görüşelim. Kaygılarımızı dile getirelim.
Aynı duyarlılığı diğer mesleki sorunlarımıza da gösterelim. Başlarken söylemiştim bir kez daha yineleyerek bitireyim. Burada adını doğrudan telaffuz ederek ya da dolaylı olarak bahsederek sözünü ettiğim tüm arkadaşlarım sizi kırmak değil niyetim. Hepinizi ne kadar ve karşılık beklemeden sevdiğimi biliyorsunuz. Sevgilerimle.
Not: Bu yazı tamamiyle şahsıma aittir. Bu yazıda yeralan tüm fikir, söz, betimleme ve nitelemeler benim kişisel görüş ve ifadelerimdir ve sorumluluğu kişisel olarak şahsıma aittir. Yazının tümü, içeriği Reuters''i hiçbir şekilde bağlamaz. Yazının sorumluluğu ya da yarattığı hiçbir durum Reuters''in hukuksal sorumluluğuna dahil değildir
Herkese merhaba arkadaşlar, Benim de üyesi olduğum ve son dönemde de yönetim kurulu üyeliğini yürüttüğüm TFMD’nin hazırladığı bildiri bu görüşlerin kafalardan çıkmasına yardımcı olduğu için sanırım iyi oldu. Bugüne kadar arkadaş sohbetlerimizde sıklıkla dile getirdiğimiz bu ‘hassas’ konu nedense yazılı hale gelince rahatsızlık ortaya çıktı. Öncelikle benim bu konuyla ilgili görüşlerimi herhalde bilmeyen yoktur. Hatta, AA’nın fotoğraf servisi müdürü sevgili Antakyalı ile de belirli aralıklarda görüş alışverişinde bulundum. Benim her zaman altını çizerek söylediğim ve bir kere daha bu kez yazılı olarak ifade edeceğim bir nokta var: Özel fotoğrafçı kavramına benim bir itirazım yok. Kimsenin de olduğuna inanmıyorum. Tabi ki fotoğrafçı çalıştırmak, bunun sayısını belirlemek kurumların tercihi. Ancak bu kişileri devletin ajansının kadrosunda göstermek ne kadar etik herkes kendisi takdir etsin. Hele ki, bünyesinde, son dönemle beraber tamamen etkisiz hale getirilen profesyonel fotoğrafçıların çalıştığı Başbakanlık Basın ve Yayın Genel Müdürlüğü varken. Bu döneme kadar bu görevi bence başarıyla yürüten ama yine de tartışılması gereken bir Basın-Yayın yapısı varken, onun yıkılıp tamamen kişiye dönük ve keyfilik ihtimalini ve riskini içinde barındıran bir yapı oluşturulması da etik değil. Ama bu uygulamanın ortaya çıkmasında biraz olsun benim de katkım olduğu için elbette söyleyecek birkaç sözüm var. Herkes iyi hatırlar, bu yan yana oturan iki kişinin fotoğrafını çekmek için uzun bir süre sadece AA fotomuhabirleri kullanıldı. Ama bu yaşanırken AA’nın görüntü alması ‘POOL’ olarak adlandırıldı. Hatta, “Biz zaten servis yapıyoruz bizim üzerimizden alınır” dendi. Bunlara kimsenin bir itirazının olmadığını düşünüyorum. Ama ne zaman ki, AA bu fotoğrafları kendi “ELEĞİNDEN GEÇİREREK” servise koydu, ki bence bu da yanlış. Madem yapılan pool, yöntemi bu mu olmalıydı? AA’nın bu tavrının ardından, biz de AA’dan olmayan başka bir arkadaşımızın bu yan yana oturan iki kişiyi çekmesi için programlara alınmasını sağladık. Bu bize ne mi getirdi? Yan yana oturan iki kişinin fotoğrafını almak için harcanan çaba bence de gereksiz. Ama tekelleşmenin önüne ancak böyle geçilir diye düşünüyorum. AA’nın kadrosundaki foto muhabirlerinin tamamını çok iyi tanıyorum. Kimseyle bir problemim yok. Durum bu olunca, o yan yana fotoğraf bile bence önem kazanıyor. Çok uzatmak istemiyorum ama bir başka nokta daha var. Tabi ki disketlerin havada uçması veya bunların altına pervasızca imza atılmasına sonuna kadar katılıyorum. Evet bu etik bir davranış değil. Ama özel olarak hazırlanmış veya özel şartlar altında fotoğraf çekmek de bence etik değil. Pardon çekmek değil bunu ‘atlatma’ olarak servise vermek. Eğer herkes aynı işi yapıyorsa ortak koşullar altında çalışalım. Ben gittiğim hiçbir ülkede ‘özel’ çalışmanın böyle olduğunu görmedim. Ben şeridin arkasındayım ve GÜREŞİYORUM. Bir başkası rahat rahat çalışıyor ve atlatıyor. Hem sizin emeğinize, hem benim emeğime yazık. Bence de başka konuları tartışalım, çözüm getirelim. Mesela, benim çektiğim bir fotoğraf yüzünden aylardır, beğenmediğimiz o fotoğrafı çekmek için bile Başbakanlığın özel programlarına alınmadığımı… Ya da bir başka arkadaşımızın yine çektiği bir fotoğraf yüzünden aynı uygulamayla karşı karşıya kaldığını. Ya da çektiğimiz bir fotoğraftan sonra kaç kişinin tacizine uğradığımızı herkes iyi biliyor. Kimse bunların yöneticilerin sorunu olduğunu, onların halletmesi gerektiğini söylemesin. Madem hepimiz aynı işi yapıyoruz, madem hepimizin elinde fotoğraf makinesi var. Bu hepimizin sorunu. Bugün ben yaşadım ve yaşıyorum. Yarın sizlerden birinin yaşamayacağını kimse garanti edemez. Veya devlet büyüklerinin önünde fotoğraf çekerken birbirimize bağırmamayı hatta kavga etmemeyi tartışalım. (Yani şeridin bu tarafını da tartışalım) Herkese başarılar. Hasan TÜFEKÇİ
YAZDIKLARIM SADECE BENİ BAĞLAYICIDIR. BAŞKA HİÇ BİR KİŞİ YADA KURUMU BAĞLAMAZ. TEKRAR YAZIP YAZMAMAK ARASINDA ÇOK GİDİP GELDİM ANCAK ELİ KALEM TUTAN O GÜZEL ‘SEÇİLMİŞ’ ELLERİN YAZDIKLARINI GÖRÜNCE DAYANAMADIM BENDE YAZMAYA KARAR VERDİM.
HAKSIZ REKABETİN SONA ERMESİNİN İSTENMESİ NEDEN GERÇEKLERİ YANSITMIYOR? BAHSİ GEÇEN BİRKAÇ ARKADAŞ AA KADROLU ÖZEL FOTOĞRAFÇILAR DEĞİL Mİ?
LİDERLERİN SEÇİLMİŞ GÖZLERLE İZLENMESİ NE DEMEK ? BU ‘SEÇİLMİŞLİĞİN KRİTERİ NEDİR? KİM KARAR VERİYOR? BU SEÇİLMİŞ GÖZLERİN İŞİ NEDİR? BU GÖZLERİN RENGİ Mİ FARKLI ONDAN MI SEÇİLEBİLİYORLAR? BU SEÇİLMİŞLİK DÖNEMİ BAŞLAMADAN ÖNCE BU KONUMLARDA FOTOĞRAFÇI YOK DEĞİLDİ. ONLAR NEDEN HAKSIZ REKABETE YOL AÇACAK ŞEKİLDE DAVRANMIYORDU?
AA FOTO MUHABİRLERİ ŞAHSINA YADA GAZETELERDE ÇALIŞAN FOTO MUHABİRLERİ İÇİN BİR HAKSIZLIK OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYOR MUSUNUZ ? O SEÇİLMİŞ KİŞİLERİN NEDEN SİZLERDEN BİRİ OLMADIĞINI DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ ? EĞER BUNU HAKSIZLIK OLARAK GÖRÜYORSANIZ NEDEN BU FOTOĞRAFÇILARDAN GELEN FOTOĞRAFLARI SERVİSE KOYUYORSUNUZ. KOYMAMANIZA ENGEL BİR DURUM MU VAR?
YURT DIŞINDAKİ GÖRÜŞMELERE POOL OLARAK GİRMEDİĞİNİZİ HEPİMİZ BİLİYORUZ.EĞER POOL OLARAK GİRDİYSENİZ ORADA BULUNAN HANGİ FOTO MUHABİRİNE POOL FOTOĞRAF VERDİNİZ DE O DA BÜROSUNA O FOTOĞRAFI GEÇTİ ?
• SİZLER DE ANADOLU AJANSINDA ÇALIŞMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE GÖREV YAPTIĞINIZ GAZETELERDE GAZETECİLERİN SOSYAL HAKLARINA İLŞKİN NELER YAPTINIZ . O ZAMANLARDA GÖREV YAPTIĞINIZ GAZETELERDE SENDİKA , İŞ GÜVENCESİ, GİBİ HAKLARINIZ OLSAYDI YİNEDE AA DA ÇALIŞMAK İSTERMİYDİNİZ ?
• ‘İKİ YANYANA DURAN YADA OTURAN KİŞİNİN FOTOĞRAFINI ÇEKMEKTEN ‘ NE KAZANÇ SAĞLAYACAĞIMIZI SORUYORSUNUZ. SİZE BİRŞEY KATMASADA O FOTOĞRAFI ÇEKMEK İÇİN AA DA ÇALIŞAN FOTOMUHABİRLERİ EN ÖN SAFHADA GÜREŞMİYOR MU? O GÜREŞ SIRASINDA EKİPMANLARINIZ ZARAR GÖRMÜYOR MU? O GÜREŞ SIRASINDA PROTOKOLÜN ÖNÜNDE KÜFÜRLER AĞZINIZDAN ÇIKMIYOR MU? MADEM ETİK DAVRANIŞTAN BAHSEDİYORSUNUZ BUNLAR NE KADAR ETİK DAVRANIŞLAR? BU YAPTIKLARINIZ FOTOMUHABİRİ İMAJINA ZARAR VERMİYOR MU? BU İMAJA EN BAŞTA BİZLER SAHİP ÇIKMALIYIZ. YER, ZAMAN DARLIĞI GEREKÇELERİNİN DOĞURDUĞU SONUÇLARI SADECE FOTO MUHABİRLERİNE FATURA ETMEK MESLEĞE İHANETTİR.
• DERNEĞİN İNTERNET SİTESİNDE BÖYLE BİR FORUM AÇILMASINDAN NEDEN RAHATSIZ OLUNUR Kİ . DERNEK YÖNETİMİNİN CUMHURBAŞKANLIĞI VE BAŞBAKANLIK SEVİYESİNDE GİRİŞİMLERDE BULUNUP BULUNMADIĞINI DERNEK YÖNETİMİNDEN BAŞKA KİMSE BİLEMEZ. DERNEĞİN SUSUP HİÇBİR ŞEY YAPMAMASI BİZLERİN DAHA MI İŞİNE GELECEK? BENCE GÖZLERİNİZİ ÖNÜNÜZE KOYUP DAHA İYİ DÜŞÜNÜN. BAŞBAKANLIKTA SEÇİLMİŞ GÖZ OLARAK GÖREVLİ FOTOĞRAFÇI OLAN DEFALARCA, GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE DE KÖŞKTE GÖREVE BAŞLAYAN YENİ AA KADROLU SEÇİLMİŞ GÖZ ARKADAŞIMIZIN IRAK DEVLET BAŞKANI CELAL TALABANİ’NİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’ÜN KABULÜ SIRASINDA YAŞADIĞIMIZ ÖRNEKLER RAHATSIZLIK VERİCİ BOYUTLARA ULAŞMIŞTIR. ÇEKTİĞİMİZ BAZI FOTOĞRAFLARIN, BİZE GÖRÜŞMELERE ALINMAMA VE HATTA GÖZALTI DURUMLARI OLARAK GERİ DÖNDÜĞÜ BİR ÇALIŞMA ORTAMINDA SEÇİLMİŞ GÖZLERİN İŞLEVLERİNİ BİR DAHA DÜŞÜNMEK GEREKLİDİR. HAKSIZ REKABET ORTAMININ OLMADIĞI ORTAMLARDA ÇALIŞMAK DİLEĞİYLE.
Çeşitli vesilelerle ödüllere, beğenilere hak kazanmış fotoğraflara bir bakalım.
Bunlardan kaç tanesi bir pool uygulamasının neticesinde ortaya çıkmış ve ödüle, beğeniye layık görülmüş fotoğraflardır.
1 tane bile varmıdır acaba, sanmıyorum. Anadolu Ajansı çalışanları o pool uygulamaları neticesinde elde ettiği haksız rekabetlemi herkesin beğendiği o fotoğrafları çekiyor. Pool uygulamaları diğer fotomuhabirlerinin özel çalışmalarını daha rahat ortaya koyabilmeleri, kendi projelerini yapabilmeleri için bir fırsat.
Biz ne kadar meraklıyız rutin çekmeye; bir muhabirin haberinin fotoğrafları peşinde koşmaya.
Oysa bizde bir muhabirin "şöyle bir haberim var" dediği gibi "şöyle bir fotoğraf projem va r" diyemezmiyiz. Bu gün fotomuhabirleri, muhabirlerin himayesi altında onların belirlediği konular üzerinde fotoğraf çekme zorunluluğu içindeyse işte sebebi budur. Hangimiz özgürce gidip sen muhabirsen, bende fotomuhabiriyim benim konumda bu... diyerek fotoğraf çekebiliyoruz. Hangimiz kurumlarımıza bu bakış açısını dayatabiliyoruz.
Bakın 2 yıldır "yılın basın fotoğrafları yarışmasında" "fotoroportaj" kategorisi var, kim ne kadar farkında bilmiyorum ama fotomuhabirleri bu kategori ile özgürlüklerini ilan ettiler.
Kendi projelerini ortaya koyma imkanını buldular. Mesleki güçlerini ortaya koydular. Bir gazete için bağımsızca birşeyler yaratma becerilerini sergilediler. Kendi başlarına birşeyler yaptılar kısaca fotomuhabirleri. Rutin fotoğraflardan çok daha fazla yankı getiren, beğenilen fotoğraflar oldu bunlar.
Biz neden bu anlayışın ardından gitmiyoruz. Neden bu kanalları zorlamıyoruz. Neden hala o 50 yıl öncesinin zavallı fotoğraf anlayışını benimsemekte bu kadar istekliyiz.
Biz farklı çalışmalar ortaya koymadıkça, biz bunları dayatmadıkça, biz aynı şeyleri çektikce ve istedikçe (yana yana duran iki kişi) bize bunlar dayatılmaya devam edecek.
Biz ne zaman yöneticilerimizin önüne kendi çalışmalarımızla gelirsek, belki o gün bizden beklenen şeyler de değişecek. Bunun içi uğraşalım, enerjimizi buna harcayalım. Bizden istenen bu, bizden beklenen bu, gazetemin anlayışı bu dersek bizim için herşey aynı kalmaya devam edecek. Sen bir gazetenin kendi başına üretemeyen ikinci sınıf çalışanı olarak kalmaya mahkum olacaksın. Nasıl olsa o "vazoları" çekecek birileri hep bulunabilecek senin yerine. Ya da birşey olmasını bekleyeceksinki hergün sende gidip onu çekesin. Önemli olan başarılı bir muhabir kadar özgür fikirler, düşünceler, farklılıklar, farklı fotoğraflar, projeler ortaya koyabilmekte. Belki o zaman vazgeçilmez olma yolunda bir adım daha ilerleriz. Saygılar
Öncelikle Ümit Bektaş’a, Hasan Tüfekçi’ye ve özellikle de Serdar Özsoy’a (!) nazik üsluplarından dolayı teşekkür ediyorum.
Ama herhalde yanlış anlaşılan bir konu var. Ben bu uygulamayı körü körüne savunan bir kişi gibi anlaşıldım. Oysa yazıyı dikkatle okuyanlar bunun böyle olmadığını rahatlıkla görebilirlerdi. Bunu gören Ümit Bektaş ağabeyimin yazdığı bazı noktalara katılmasam da yazının büyük bölümü benim de anlatmaya çalıştığım konulara ışık tutuyor.
Ben yazımda “Niye bu konu için forum açılıyor” dedim mi?
Hayır, “Bu konu öncelikle muhatapları ile görüşülmeliydi” dedim. “Forum açılacaksa daha öncelikli konular vardı” dedim. Sözlerimin arkasındayım.
Ben, “Çekilen pool fotoğraflar önemsiz mi” dedim?
Hayır, “Mesleğime bir katkısı olduğunu düşünmüyorum” dedim. Sözlerimin arkasındayım.
Ben “Pool uygulaması doğru” dedim mi. Hayır, “Bu uygulamanın yanlışlığı kadar, foto muhabirlerinin iki kişinin fotoğrafını çekmek için güreşmesinin yarattığı görüntü de o kadar çirkin” dedim. Sözlerimin arkasındayım.
Üstelik, “Güreşenler arasında ben yokum” da demedim. Tüm foto muhabirlerini, kendinmi de kastettim bu yazıda. Çalıştığım kurumun yayınında olması gereken fotoğrafları çekebilmek için bende çabaladım. Hasan Tüfekçi ile “o kordonun arkasında” yan yana güreş tutmaktan her zaman şeref duydum. Ama hangimiz en yakınımızla iş esnasında itişip kakışmıyoruz. Önemli olan sonrasında yüz yüze bakabilmekse benim hep alnım açık.
Ben, “Seçilmiş gözler” ifadesiyle insanların gözlerinin rengi yada becerilerinden mi bahsettim? Üstelik seçilmiş gözler ifadesi benim değil düne kadar derneğin sitesinde de yer alan, hala merak edenler için www.fotomuhabiri.com ‘un fotoğraf kültürü bölümünde rahatlıkla okuyabilecekleri 2003 yılında New York Time’s ta yayınlanan Elisabeth Bumiller’in yazısından alınmıştı. Serdar Özsoy kardeşim bu yazıyı okumuş olsaydı keşke.
Son olarak tartışmayı seviyesiz bir şekilde Anadolu Ajansı kimliğine saldırıya dönüştüren Serdar Özsoy kardeşimin yazdıklarına birkaç cevap vermek istiyorum.
Anadolu Ajansı Fotoğraf Haberleri Müdürlüğü’nde ciddi bir editörlük kavramı vardır. Ve fotoğraflar ince bir süzgeçten geçer. Bu ince süzgeç fotoğraf etiğinden, editoryal kriterlere kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içerir. Ama bu yelpazenin yaprakları arasında ima edildiği gibi borozanlık olsaydı bugün Mehmet Barlas’ın başbakanın yanağını okşadığı anı, Tarım Bakanı’nın kendisine ikram edilen tavuğa bakışını ve bunun gibi bir çok örneği göremezdik herhalde. Tabii 6 Nisan 1920’de Atatürk’ün emri ile kurulan bu basın kuruluşu devletin çıkarlarını gözetmek zorunda, tıpkı dünya da ki diğer örnekleri gibi. Bundan yana sıkıntı varsa orasını bilemem.
Daha önce çalıştığım gazetelerde de Anadolu Ajansında çalışırken yaptığım kadar savundum sosyal hakları. Çalıştığım gazetelerde neler yaptığımı anlatarak övünecek değilim ama istersen neler yaptığımı etrafımdakilere sor. Ama şunu belirteyim önce görev yaptığım gazetelerde sendika olsaydı, yine Anadolu Ajansı’nda çalışmak isterdim, tıpkı bugün senin de istediğin gibi. Anadolu Ajansı’nda görev yapmaktan, bu ailenin bir ferdi olmaktan her zaman onur duydum. Tıpkı daha önce çalıştığım gazeteler gibi.
Ve son bir nokta bu forumda yapılmaya çalışılan insanları bölmek ve kırmaksa başarıya ulaştığı aşikar. Şimdi hadi iki kutup olalım, Anadolu Ajansı’nda çalışanlar – Anadolu Ajansında çalışmayanlar… Ve ağzımıza geleni söyleyip kusalım kinimizi… Saygılarımla…
Biraz empati lütfen FMD''nin bildirisinden sonra açtığı bu sütun çeşitli görüşlere yerveriyor. Ancak benim kısa ve öz olarak söylemek istediğim başlıkta yeraldı. Biraz empati arkadaşlar. Gelişen dünya ile ihtiyaçlarda ona göre gelişiyor. Bence şahıslara kurumlara söz söylemeden önce dönüp kendimize bakmamız lazım. Kameramanı ile foto muhabiri ve muhabiri ile çevremize kabus yaşatıyoruz arkadaşlar. Çalışma ortamında karğaşa yaratarak mesleğimizi yapmaya devam edersek inanın bütün kapılar birer birer kapanacak ,bundan şüpheniz olmasın. Cumhurbaşkanlığı köşkünde kırılan vazolar, Meclis tören salonunda kırılan masalar unutulmasın. Girdiğimiz bu ortamlarda vizörden bakarken arasırada olsa başınızı çevirip çevremizde bulunan davetlilere hiç baktınız mı? Ezilme korkusu yaşayan insan yüzleri vs. vs.. Ve bundan zerre kadar üzüntü duymayan meslektaşlarım Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, azda olsa TBMM başkanlığının POOL yapmasını, böyle bir yola niye gittiğini sorgulamadan bir yerlere varamayız. Üstelikte ne Anayasa''ya ne yasalara aykırı bir şeyde yapılmıyor. Asıl sorun anladığım kadarı ile açık alanlarda Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığında çalışan meslektaş larımızın görüntüyü kapatmaları olsa gerek. Bu halladelmeyecek bir durum gibi görülmüyor. Ancak girişimlerde bulunmadan, çaba sarf etmeden bu sutünda tartışmayada karşı değilim ama sonuç getireceğini sanmıyorum. Öncelikle gazetelerin Yayın Yönetimleri ile konuşulur destek istenir. Veya randevu alınır Başbakan''a çıkılır, Cumhurbaşkanına çıkılır durum anlatılır. Onlarında söyleyecekleri bir şeyler vardır değil mi arkadaşlar ? Ona göre yeniden bir yol çizilir. Bahse konu çalışma ortamından dolayı birbirimize düşmenin bir alemi var mı ? Böyle uygulamalar yapıyorlar diye kimseyi sorgulayamayız arkadaşlar Öncelikle kaybetmekte olduğumuz mesleki saygımızı yeniden kazanmak için neler yapabiliriz ? Bunu tartışmaya başlayalım Sevgi ve saygılarımla-Mustafa İstemi
SÜREÇ BAŞLADI… Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, günden güne önemi daha da artan, yaptığı doğru ve yanlışlarla ses getirmeye başlayan, daha da değerli bir dernek olma yolunda…
Hepimiz adına iyi bir gelişme... Örgütlenmenin, örgütlü hareket etmenin çok az olduğu iş alanımızda TFMD öncü olabilecek potansiyeli içinde barındıran da bir dernek…
Çalıştığı birçok kurumda halen ikinci sınıf çalışan rolü verilen, öyle davranılan foto muhabirleri bu yanlışı değiştirebilecek güçte…
Bunu bilinçli üyeleriyle sağlayabilecek derneğin genel merkezi de Ankara Bestekar Sokak 2 / 2 de … ‘Derneğine sahip çıkmayan’, genel kuruldan genel kurula derneğe uğrayan üyeler, yapılan ilk tartışma ortamına, “ Başka iş mi yoktu da bununla uğraşıyorsunuz ?” diyenler, sürekli konuşan, kişisel sorunlarını öne çıkarıp kendi reklamını yapan, “ Hadi yapalım bir şeyler ? ” deyince ortalıkta görünmeyenler, kişisel hırslarını ve küskünlüklerini güzel bir şeyler yapmanın hep önüne geçirenler, birşeyler yapmak için didinen, bir süreci başlatmak isteyen yöneticilerin aksine derneğine hiç sahip çıkmayan diğer yöneticiler, küsen eski yöneticiler bu derneğin üyeleri…
Ve en önemlisi, tehlikelisi sürekli foto muhabirlerini, ‘onlar, bunlar’ diye bölmek isteyen, en büyük yanlışı yapan foto muhabirleri de bu derneğin üyesi…
Evet yeni bir dönem, yeni bir süreç başladı. Keskin bıçakla kesilip, düzeltilecek bir dönem değil bu dönem…
Uzun sürecek, hepimiz yanlışlar yapacağız. Geçmişte yabancı ajanslar adına girip kendi gazetesine fotoğraf verenlerin hatalarını unutacağız. Yapılan yanlışlar işimize geldiği için sesimizi çıkarmamazlık yapmayacağız artık. Hep merak ediyordum; başbakanlıkta yapılan ‘pool’ uygulamasına gazetelerden giren bir foto muhabirinin fotoğraflarına, hepimiz nereye kadar kendi imzamızı atacağız diye ? Kısmet bugünlereymiş, bu bildiri sayesindeymiş.
Bir büyük yanlış artık tekrarlanmazmış gibi geliyor. Giren arkadaşın imzasını kendi gazetemiz de atamazsak bile imzasız göndeririz İstanbul’a…Fotoğrafları uzun süre imzasız gören, çok şeyden habersiz sayfa editörleri, ‘pool’ uygulaması ne demek olduğunu merak eder de öğrenir belki…Dedim ya bu bir süreç…Bu süreçte en büyük sorunlarımızdan biri de bilgisiz ve ilgisiz sayfa editörleri... ‘Pool’ uygulaması bize ne kadar soğuk gelse de ( ben hiç sevmiyorum ) artık kaçamayacağımız bir gerçek…Bu uygulamayı da yanlışlarını ortadan kaldırarak yapabilmek hepimiz ortak hedefi…Yapılmayacak bir şey hiç değil…Öncelikle diğer arkadaşların yazdıklarını büyük bir dikkatle okudum.
Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanlığında yapılan kabullerin ne kadar da küçümsendiğini gördüm. “ El sıkma fotoğrafı, rutin kabuller, hangi kabulden ödül çıkmış.. ” sözleri… Ben pool uygulaması için içeriye giren foto muhabirinin sadece tokalaşma fotoğrafı, duran adam fotoğrafı çektiğine inanmak istemiyorum…
Eğer yukarıya çıkan arkadaşlar sadece tokalaşma fotoğrafı çekmeye çıkıyorlarsa, onlara sadece ‘fotoğrafçı’ bence…Oraya çıkan arkadaşların fotoğraf çekerken değişik bir şeyler görme, duyma, bir espriyi, ayrıntıyı yakalama çabalarının olması gerekir ki, onlar gerçekten foto muhabiri olsun...
O foto muhabirleri de bir gün resmi görevlilerin istemedeği bir anı mutlaka çekecektir, bir bilgiyi o kabullerin birinde mutlaka ulaşacaktır. O çektiği görüntüden dolayı bu uygulamaya yasak gelecektir.
O yeni bir süreçte de dimdik durmak bize yakışan olacaktır. Özüyle pool uygulaması ile içeri girmek çok önemlidir. Pool uygulamasında her zaman bir A.A foto muhabirinin yanı sıra iki foto muhabirinin girmesinin mücadelesi her zaman verilmelidir.
Bu sayede bazı arkadaşların haklı kaygıları giderilecek, takip edilen önemli işler farklı gözlerle tüm gazetelere yansıtılabilecektir. Bir de Anadolu Ajansı’nda çalışan foto muhabiri arkadaşlarımızın çektiği her fotoğrafı servise veremeyeceklerini, bunun bir anlamada ‘sansür’ olduğunu söylemeleri bu kadar zor olmamalı...
Ortada onlar için bir gerçek sınır vardır. Önemli olan onların bu sınırın ne kadar zorlandığıdır.
Zorladıklarının örnekleri de vardır, başını çevirip görmediklerinin de… Yeni süreçte birilerinin işini kaybetmeyeceğini söylemek kesinlikle safdillik olur.
Bu süreçte, her önemli görevde pool uygulamasının yapıldığı, her tarafa belirli foto muhabirlerinin alındığı gerçeğini tüm gazete yöneticilerinin öğrenmesine az kaldı. Yurt dışı gezilerine çok az foto muhabirinin gitmesini sadece gazetelerin yayın politikasına bağlayabilir miyiz ? “ Nasıl olsa 24 saat yanında fotoğraf çeken biri var ?” sözleri birçok yöneticinin ağzından çıkmıyor mu ? Evet sayımız azalacak...
Ama foto muhabirlerini rutin işlerde sadece fotoğraf çeken olarak gören yöneticiler, editörler bizim en büyük talihsizliğimiz bence…
Foto muhabirlerinin özgür bırakıldığında çok özgün fotoğraflı haberleri ile sayfalara taşıyabilecekleri de bir gerçek…Hep aynı noktaya geliyorum. Bu bir süreç ve umarım bu gelişmeler foto muhabirinin görev tanımını değiştiren yeni bir sürecin tetikleyicisi olur. Yine umarım ‘Önce sayımız azalacak ve sonra değerimiz artacak’ düşüncesi de safdillik olmaz…
Ve sayımızın azalacağının bir başka boyutu…Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıkta çalışan foto muhabiri arkadaşlarımızın bu sürece isteyerek ya da istemeyerek katkısı olacağı bir başka acı gerçek. Yer ve başka avantajların kullanılması ile çekilen fotoğraların AA üzerinden servise verilmesine kim ‘evet’ diyebilir ? Gazetelerinde her gün bu arkadaşların kendi ve AA imzasıyla fotoğraflarını gören yöneticilerin, kendi gazetesine dönüp “ Bizim bu kadar foto muhabirine ihtiyacımız var mı ?” diye soracağı da kesin…
Yapılması gereken bazı arkadaşların da yazdığı gibi ortada bu fotoğrafların AA değil de kendi siteleri üzerinden servis edilmesidir.
Kimsenin Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlıktan gelecek bu fotoğraflara ‘hayır istemiyoruz’ demiyeceği kesindir. Kesin olan bir başka gerçek ise Anadolu Ajansı’nın son yıllarda yaptığı değişim ve yetenekli foto muhabirleri ile birçok gazetenin sayfalarını ele geçirmesidir.
Bu değişimin yaptığı etkiler de ortadadır. Tüm samimiyetimle yazıyorum ki, pool uygulaması ve onunla gelen diğer önemli sorunlar başlangıçta varlığını tarif ettiğim foto muhabirlerine rağmen çözülebilecek bir sorundur.
Çözümlerin ne olduğunu herkesin bildiği ortadadır. Yaşanılan bu süreçte birbirimize hakaret etmeden, kamplaşmadan, iyi niyetle bu sorunu çözme yolunda adımlar atabiliriz. İlgili kurumlarla, gazetelerin üst düzey yöneticileri ile görüşerek onları da yeni dönem ile ilgili bilgilendirme atacağımız ilk adımlardır. Sürekli konuşarak, tartışarak çözüm bulunmayacağını savunanların aksine bu tartışma ortamının, sorunları çözebilme enerjisini getirdiğine inanıyorum.
Peki bunları yapabilecek kim ? Bu soruya “ Tabi ki bu TMFD yönetimi” demek de doğru değildir. Bu sorunu çözecek olanlar ‘samimiyetle’ bu sorunların çözümünü isteyenlerdir. Son tartışmaları zemin edinerek farklı hesaplar içine girenler, “Nasıl yıpratırım ?” diye düşünenler bir yanlışın içindedirler. Bizleri bekleyen ve çözümü olan birçok sorun var. Samimiyet en büyük çözüm kaynağımız. Saygılar. (Sağlık nedenleri nedeniyle tartışma formuna biraz geç katılmak zorunda kaldım)
Sevgili Arif ve farklı düşünen arkadaşlarım, Kamplaşmadan uzaklaşalım derken tam bir bölünme yaşandığını görüyürum cümlelerinizde . Ne demişsin bir bakalım Arifcim "Derneğine sahip çıkmayan’, genel kuruldan genel kurula derneğe uğrayan üyeler, yapılan ilk tartışma ortamına, “ Başka iş mi yoktu da bununla uğraşıyorsunuz ?” diyenler, sürekli konuşan, kişisel sorunlarını öne çıkarıp kendi reklamını yapan, “ Hadi yapalım bir şeyler ? ” deyince ortalıkta görünmeyenler, kişisel hırslarını ve küskünlüklerini güzel bir şeyler yapmanın hep önüne geçirenler, birşeyler yapmak için didinen, bir süreci başlatmak isteyen yöneticilerin aksine derneğine hiç sahip çıkmayan diğer yöneticiler, küsen eski yöneticiler bu derneğin üyeleri…
Ve en önemlisi, tehlikelisi sürekli foto muhabirlerini, ‘onlar, bunlar’ diye bölmek isteyen, en büyük yanlışı yapan foto muhabirleri de bu derneğin üyesi…
Evet yeni bir dönem, yeni bir süreç başladı." demişsin. Yani kamplaşmayalım derken herkesin düşüncelerine çeşitli göndermeler yapmışsın.
Öncelikle şunu belirtmeliyim sana bu konuların çoğunda katılmama rağmen bunların açılan forumun konusu ile bir ilgisi yok. Derneğin geleceği, derneğe ilgi, üyelerin farklılıkları, birbirinden bağımsız konular ve farklı değerlendirilmeliler.
Fotomuhabirliği bir tokalaşma esnasında gördüğü farklılıklarla, ince esprilerle gelişmiyorki. Fotomuhabirliği artık tüm Dünyada gelişimini farklı bir şekilde yapıyor. Yaptığımız iş eğer o boyuta kalacaksa yaptığımız işi küçümsüyorum doğru. 50 yıl sonra kimsenin hatırlamayacağı siyasilerin ince esprilerini yakalamakta, şapkasını, kravatını, ceketini çekmekte yeterli gelmiyor bana. HA bunu yapmıyormuyum yapıyorum tabiki. Zor olan ne. Zor olan Vitalenin, Natchway''in vs..in, yaptığını yapabilmek.
Türkiyede fotomuhabirlerinin sayısı esas bunu yapamazsak azalacak. Yani Arif gitsin Ahmet gelsin , Fırat gitsin Mehmet gelsin bu saydıklarını yapmak zor işler değilki , bize birşeyde katmıyor, yeteneklerimizide geliştirmiyor. Tekrar bakalım ne demişsin. " Ben pool uygulaması için içeriye giren foto muhabirinin sadece tokalaşma fotoğrafı, duran adam fotoğrafı çektiğine inanmak istemiyorum…
Eğer yukarıya çıkan arkadaşlar sadece tokalaşma fotoğrafı çekmeye çıkıyorlarsa, onlara sadece ‘fotoğrafçı’ bence…Oraya çıkan arkadaşların fotoğraf çekerken değişik bir şeyler görme, duyma, bir espriyi, ayrıntıyı yakalama çabalarının olması gerekir ki, onlar gerçekten foto muhabiri olsun..." şimdi sana soruyorum , nesi zor , nesi özel bu işin .Bunları yarın bizi işten çıkarsalar. Yerimize başlayan genç bir insan bir süre sonra yapamazmı. O zaman fotomuhabirleri Dünyada neler yapıyor ona bakmak lazım. Birde şu var Anadolu Ajansı hangi fotoğrafları yayına veremiyor. Buna bir örnek verelim bakalım. Bu muhabbet herkesin ağzına yapışmış gidiyor. Ama aslı astarı varmı kimse sormuyor. Birinin azı, burnu eğri fotoğrafını vermek marifetmi. Çünkü ajans sadece bu tür fotoğraflada kendi oto sansürünü uyguluyor. Onun dışında hangi yayın kuruluşunun kendi mesleki yayın ilkeleri yokki.
Bu gün Hüriyet fotomuhabiri Aydın Doğan''ın azı burnu eğri yada Hüriyetin çıkarlarına uymayacak bir fotoğrafını yayına koyabilirmi. Ya da bunu yapsa bile bu ne kadar doğru. Hiçmi mesleki ilkemiz bir yayın politikamız olmayacak. Olaya birde öbür yüzünden bakalım Ajansın verebildiği fotoğrafları bir hatırlamaya çalışalım "tarım bakanının kuş gribinde tavuk yemeyi reddetmesi, başbakanın yüzünün Mehmet barlas tarafından okşanması, Karamanlis ve Emine Erdoğan, Hüseyin Çelik''in dionisos heykelin özel bir yerine bakması. Türban sürecindeki en özel fotoğraflar " daha bunun gibi yüzlercesi sayılabilir. AA nında tabiki her kurumun olduğu gibi bir yayın politikası var. Ve bence o anlamda çoğu kurumdan daha özgür. Birde şu var "fotoğrafçı" kavramından utanmayalım, bence bugün Türkiyede anlaşılan "fotomuhabiri" zihniyetinden çok daha fazla anlam barındırıyor içinde. En azından fotoğrafçıyım diyen kişi bu bahsettiğiniz ölçülerle kısıtlamıyor kendini . Buradaki faklı düşünceleri kendimizi geliştirmek adına fırsat bilelim bölünme olarak algılamayalım. Nasıl olsa bunlar günlük hayatımızda da mütala ettiğimiz, konuştuğumuz konular. Sevgiler Arif :)) Bunları yüz yüze tüm arkadaşlarla da bir arada konuşmak dileğiyle. Telefonla, Konuşmuştuk ama tekrar geçmiş olsun.
merhaba foto muhabiri arkadaşlar uzun zamandır yazmamakta direndim 3 yıldır başbakanın resmi forografçısıyım 20 yıllık foto muhabiriyım bizim anadolu ajansı na geçtiğimiz fotoğraflarda kesinlik le bir sansur koyan ve bize bunu koy bunu koyma diye talimat veren kimse yok ben fotoğraf geçerken geçtiğim her fotoğrafı geceyimi bunumu geceyim dıye sormuyorum o yüzden sansur uygulamasının olmadığını bilin.
ben başbakanlık a geldığimiz günden beri dernek yönetimi de bilir birbir cok yararlı hizmet de verdim bunu da bilmenizi isterim arkadaşlar işsizlik den bahseden arkadaşlar siz işsizlik cekitızmi evinize cebiniz boş eliniz boş hçc gittinizmi ben gittim tüm fotomuhabirleri bunu bilir ben 8 ay dan uzun bir zaman hic maaş alamadan ve 1 yıla yakında issiz gezdim bana issiz olduğum zaman dernek dahil hic bir fotomuhabiri iş bulmadı kimsenin işinden olmasını işşiz kalmasını istemem başbakanın tabiri ile biz eşşekden düştük bilirim kira odeyememeyi cocuklarının isteğini alamamak cok zor biz yaşadık ailem yaşadı allah kimseye yaştmasın.
anadolu ajansı kadrosunda calışan arkadaşlar cok fotoğraf servise koymuştur kimsede bunu inkar edemez soylediğiniz tabirle sansur kullanılması gereken fotoğrafları bile koymuştur anadolu ajansının tarafsız fotoğraf koyduğunuz bilmenizi isterim gazetede calışan arkadaşlar bende 17 yıl gazetelerde calıştım gazete politikasına ve patronuna ters hic fotograf cekmedinzmi bunların sadece sizin arşivıniznizde kaldığı günler olmdımı bunlara değin bence arkadaslar ben fazla lafı uzatmak ıstemıyorum kendı calısmamı anlatayım başbakanın kabullerınde ben aa dan bır arkadaş yabancı ajasdan ve bir de siz fotomuhabiri arkadaşlarımızdan ortak bir isim her zaman gorusmelerı sizler acı farklılıgı mutlaka var bunu kabul edıyorum ama bız her yerde her olayda fotograf gecmıyoruz bunu bılıyorsunuz yurt dısında cogunluk la fotograf verıyoruz gelen arkadaslar bılır orada cogu yerde bırlıkde sadece basbasa gorusmelerde pul yapılıyor ben elımden geldıgı kadar sız foomuhabırı arkadas lara yardımcı olmaya calısıyorum sızınde basbakanı cekerken nasıl yardımcı oldugumu yurt dısı gezılerıne sıkca gelen hasan tufekcı bılır ama yazarken lut fen bıraz ınsaf serdar secılmıs goz derken ıma ettıgın hos degıl bunuda bılmenı ısterım ben basbakanın fotograflarını cekmek ve anadolu ajansına fotograf gecmek le yukumlu bır fotomuhabırıyım gorevım basbakanın en guzel fotograflarını yayına vermek bundan farklı bır seyde olamaz son olarak foto muhabırlerı dernegı yonetım kurulu uyelıgınden ıstıfa etmıstım arkadaslar ıslememe koymamıs tekrar herkese buradan soyleyım ben fmd yonetımınden ıstıfa ettım.
Degerli Foto Muhabiri Arkadaşlar burada yazılan yorumlara baktığımda kastını aşan bazı yorumlar gördüm,iki karşı taraf diye birşey yok!biz hepimiz tek bir taraftayız! Burada sorgulamamız gereken Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıkta uygulanan sistemdir.Anadolu Ajansı yada o kurumlarda calışan Arkadaşlar kesinlikle değildir.( Bu açıklamada ben bunu anladım )İnanıyorumki kastını aşan yorumları yazan Arkadaşlarımın düşünceside benim gibi.Fakat yazıya döküldüğü zaman farklı algılanabilecek kelimeler çıkıyor ortaya.Hep birlikte bundan sonra kişiler yada kurumları hedef almadan bu uygulanan kabuledilemez sistemi sorgulayalım.Tartışalım.
BİZ ŞİMDİYE KADAR SADECE İŞİMİZİ YAPTIK VE YAPMAYA DA DEVAM EDECEĞİZ.
ARTIK BU ELEŞTİRİLERİN HAKSIZLIĞINA DAYANAMADIĞIM İÇİN BUNLARI YAZIYORUM. ŞUNU UNUTMAYIN.
TEKRAR SÖYLÜYORUM. İŞİ OLMAYANIN HİÇ AMA HİÇ KONUŞMAYA HAKKI YOK.
AA FOTOĞRAFLARINA YILLARDIR KENDİ İMZALARININ ATILMASINA GÖZ YUMANLARA NE DİYECEĞİZ.
ŞİMDİYE KADAR NİYE BU KONUDA KİMSE HİÇ BİR ŞEY YAPMADI.
İMZA KONUSUNA GELİNDİĞİNDE YOK YAZI İŞLERİ ATMIŞ HABERİM YOK GİBİ BİR SÜRÜ ANLAMSIZ MAZERETLER. HATTA FOTOMUHABİRLERİNİN OLMADIĞI YERLERDEKİ AA FOTOGRAFLARINA BİLE İMZA ATARKEN HER ŞEY NORMAL. OYLE Mİ?
KENDİ YAPMADIĞI İŞE İMZASINI ATILMASINA BİR İNSAN NASIL GÖZ YUMAR?
NASIL KABULLENİR? ARTIK YETER. AMA FOTĞRAFTA OLDUĞU GİBİ BİRİLERİ SADECE BAKAR. AMA BİRİLERİ GÖRÜR. BEN BU TARTIŞMAYI SESSİZCE İZLİYORDUM AMA GERÇEKTEN DE İNANILMAZ DERECE DE HAKSIZ VE HATTA BAZI KELİMELER SAYGISIZ. AMA BİZİM İMZALARIMIZA BİLE SAYGI GÖSTERMEYEN BİR MANTIKTAN DA BAŞAK TÜRLÜ BİR ELEŞTİRİ BEKLEMEK HAYALCİLİK OLURDU. SAYGILARIMLA ERHAN SEVENLER
DÜZELTME!!!!!! ONCELİKLE HERKESE SAYGI VE SELAMLARIMI SUNUYORUM...
SAYIN ERHAN SEVENLER''IN SERT ELEŞTİRİSİ ÜZERİNE BUNU YAZMA GEREĞİ DUYDUM...
YANİ BİLİNMEYEN BİLİNSİN DUYULMAYAN DUYULSUN...
BEN FOTOMUHABİRİYİM DİYEN HİÇKİMSENİN KENDİSİNE AİT OLMAYAN FOTOĞRAFA BAŞKASININ İMZA ATACAĞINI SANMIYORUM.
AA FOTOĞRAFLARININ GAZETE FOTOMUHABİRİNİN İMZASIYLA ÇIKMASI ÇOK ÇİRKİNDİR KABUL EDİYORUM, AMA BU ÇİRKİNLİĞİ FOTOMUHABİRİNE YIKMAK DAHA BÜYÜK ÇİRKİNLİKTİR.
BENİM DE BAŞIMA GELDİ Kİ BİRÇOK FOTOMUHABİRİ DE YAKINIR BUNDAN. SADECE SAYFA SEKRETERLERİNİN İŞ GÜZARLIĞIDIR BU. YANİ FOTOĞRAFI SAYFAYA TASIMADIN ONCE FİLE İNFO SUNU İNCELEMEMELERİNDEN KAYNAKLANAN BİR DURUMDUR.
AA FOTOMUHABİRİ FIRAT YURDAKUL''UN FOTOĞRAFI BENİM İMZAMLA GİRDİ GAZETEYE. VE İŞİN KOMİK YANI KADRAJDA BEN DE VARIM..
. BU İNANIN FOTOMUHABİRİNİN ELİNDE DEĞİL. DEFALARCA BİZLER DE İKAZ EDİYORUZ UYARIYORUZ ANCAK Bİ SURE SONRA TEKRARLANIYOR BU DURUM. SAYIN SEVENLER BİRAZ ACIMASIZ YAKLAŞMIS DİYE DÜŞÜNÜYORUM, HABERİ YAZAN MUHABİR FOTOĞRAFLI....FOTOĞRAFLAR .......FOTOMUHABİRİ ŞEKLİNDE BİR HABERİ İSTANBUL''A SERVİS ETTİĞİNDEN SAYFAYI YAPAN GOREVLİLER DE DİREK İMZAYI ALİYOR.
ONLERİNE İLK DUSEN FOTOGRAFİN FİLE İNFO SUNA BAKMADAN FOTOĞRAFA BU İMZAYI ATİYORLAR...KİSACASİ SORUN BAŞKA ŞAHISLARIN İŞGÜZARLIĞI, BUNDA FOTOMUHABİRİNİ SUÇLAMAK YARGISIZ İNFAZ OLUR... HERKESE SAYGILAR, SELAMLAR...
ASLINDA HICTE SEVMEDIGIM HALDE BOYLE BIR TARTISMANIN ICINE GIRMIS OLDUM.
ANCAK SAYIN RASIT ERDOGAN SOZLERINE KARSI SON DEFA BIR SEYLER SOYLEME GEREGI DUYDUM.
BURADA ANLATMAYA CALISTIGIM SEY COK BASIT.
EGER AJANS(AA,AP,AFP,REUTERS) FOTOGRAFLARINA BASKALARININ IMZALARI ATILIYORSA VE BU UZUN ZAMANDIR SURUYORSA VE IMZALARI ATILAN KISILER BU KONUDA HIC BIR SEY YAPMIYORSA BUNU NASIL DEGERLENDIRMELIYIZ.
TEKNOLOJIK IMKANLARIN ARTMASI ILE BUNU "HATA OLMUS" DEMEK VE BUNU SURDURMEK VE SURMESINE GOZ YUMMAK NASIL ISIMLENDIRILMELI? O KADAR COK TEKRARLANAN BIR DURUM NIYE KIMSENIN UMRUNDA DEGIL.
SAYIN RASIT ERDOGAN BU SUCLAMANIN CIRKIN OLDUGUNU SOYLUYOR.
EMEGE SAYGISIZLIK VE BUNUN ONUNE GECMEMEK NE DEMEK?
AJANS(AA,AP,AFP,REUTERS) FOTOGRAFLARININ HEPSININ FOTOGRAF ALTLARI COK ACIK VE NET.
BU HATA ILE ACIKLANAMAZ. ACIKCASI BU KONUDA ASIL SIKILMASI GERENLER HIC BIR SIKINTI DUYMUYORSA SORUNUN KIMDE OLDUGU DA OLDUKCA ACIK.
AYRICA AYNI DURUM BENIMDE BASIMA GELEBILIRDI.BENDE BIR GAZETEDD CALISIYOR OLABILIRDIM.ANCAK BASKASININ EMEGI OLAN FOTOGRAFTA BENIM IMZAM YAYINLANABILIRDI.
AMA BU 1DEFA OLURDU. BUNUN OLMAMASI ICIN NE GEREKIYORSA YAPARDIM .
SONUCTA SAYFA SEKRETERLERI UYARILIR HATANIN TEKRARI ONLENEBILIRDI.RADIKAL IN SAYFA SEKRETERLERI DUNYA DISINDAN MI GELDILER.
SONUCTA EGER SAMIMI BIR SEKILDE IMZALAR KONUSUNDA SIKAYETLER YAZILI VE SOZLU SUREKLI OLARAK DILE GETILIRSE COZUM OLABILIRDI.
SONUC OLARAK HATAYI FOTOMUHABIRIN YAPMADIGI ACIK. ANCAK BU KONUDA BIR SEYLER YAPMASI GEREKENLERDD AYNI KISILER.
AA NIN FOTOGRAFLARINA KENDI İMZALARI ATAN FOTO MUHABİRLERİ....
TABII BUNU YAPMAK ICINDE BU DURUMDAN DOLAYI RAHATSIZ OLMAK GEREKIR. POOL KONUSUNU DERT EDINEN SEVGILI ARKADASLAR BELKI GUN GELIR EMEGE VE IMZAYA SAYGI KONUSUNU DA DERT EDINIRLER YAZI ISLERINE VE YONETICILERINE GEREKLI UYARILARI YAPARLAR.
ANCAK BU KONUDA FOTOMUHABIRININ DERT EDINMEMESINI ELESTIRIMI CIRKINLIK OLARAK DEGERLENDIRILMESI BUNUN OLDUKCA UMUTSUZ BIR HAYAL OLDUGUNUN COK ACIK BIR KANITI.
SAYGILARIMLA ERHAN SEVENLER FOTOMUHABIRI (CEVAP HAKKI NEDENIYLE YAZILMISTIR. DEVAMI OLMAYACAKTIR.)
SAYIN ERHAN SEVENLER TESBİTLERİNİZDE OLDUKÇA HAKLISINIZ TEBRİK EDİYORUM. ANCAK TÜRKİYE''DE YAYIN YAPAN KURULUŞLARIN TEKNİK VE TEKNOLOJİK İMKANLARI HER ZAMAN EN ÜST DÜZEYDE DEĞİL. YA DA ÇALIŞANLAR YETERİ KADAR SORUMLULUK SAHİBİ DEĞİL. BURADA ÇALIŞANLARDAN KASIT FOTOMUHABİRLERİ OLARAK ALGILANMASIN LÜTFEN.
BİR ÖNCEKİ YAZIMDA DA BELİRTTİĞİM GİBİ BEN FOTOMUHABİRİYİM DİYEN BİRİ ASLA BAŞKASININ FOTOĞRAFINA İMZA ATMAZ.
YİNELEMEK NE KADAR ANLAMLI BİLMİYORUM AMA İNANIN BU FOTOMUHABİRİNİN İMTİYAZINDA BİR DURUM DEĞİL. YANİ ÇOK ÜZÜCÜ.
KEŞKE HER KARE, HER FOTOĞRAF ESER SAHİBİNİN İMZASIYLA YAYINLANSA BU KONUDA BÜTÜN ÇALIŞANLAR HEMFİKİRDİR.AMA ÜLKEMİZ YAYINCILIK ANLAYIŞI HENÜZ TAM İSTENİLDİĞİ KIVAMA GELMEMİŞTİR.
YAŞANILAN BU TÜR HAKSIZLIKLAR KARŞISINDA FOTOMUHABİRLERİ GÖZLERİYLE BİRBİRLERİNDEN ÖZÜR DİLİYORLAR ZATEN. AYNI ORTAMDA OMUZ OMUZA ÇALIŞAN İNSANLAR BİRBİRLERİNİN EMEKLERİNİ GASP ETMEYECEK KADAR DUYARLIDIR BUNDAN HİÇKİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN. HERHANGİ BİR POLEMİK OLUŞSUN DİYE DİLE GETİRMEDİM YAZIMI.
DUYARLILIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM SİZİN DE GEREKSİZ TARTIŞMA ORTAMINA GİRMEYECEĞİNİZ KONUSUNDA EMİN OLDUĞUMU BELİRTMEK İSTERİM. GÜZEL FOTOĞRAFLI GÜNLER DİLER BUTUN BASIN EMEKÇİLERİNE SAYGILAR SUNARIM...